( (
GÖKMEN
Köşe Yazarı
GÖKMEN
 

Bakalım Cumhur Ne Diyecek

Bakalım Cumhur Ne Diyecek   Uzun zamandır yazmak istediğim mi fakat yazamadığım mı veya yazmağa cesaret mi edemediğim veya yazmaktan mı korktuğum veya yazma melekemin mi dumura uğradığı veya yazma konusunda olgun bir fikri olgunluğa mı erişemediğim veya basit bir bahane ile yazmağa vakit mi bulamadığım veya yazmanın vereceği sosyal, siyasal, ekonomik, bürokratik bir travmaya maruz mu kalacağım ve bundan tırstığım mı veya bölgemdeki, ülkemdeki ve dünyadaki hadiseleri tahlil mi edemediğim veya okurlarımdan yeterince ilgi mi göremediğim veya yazmanın herhangi bir getirisinin olmadığı savından mı hareket ettiğim veya tam anlamıyla bir tembellik uykusuna mı yattığım veya yazmanın vereceği müsbet ve menfi sonuçlarından mı korktuğum veya farklı bir yazı teknik ve üslubunun verdiği olumlu ve olumsuzluklara mı sığındığım veya veya uzat uzatabildiğin kadar…  Samimi olmak ve doğrusunu söylemek gerekirse belki de bütün bunlar; gündemdeki olayları sizinle paylaşmama mani hadiselerdir. Dünyanın hiçbir yerinde gündemin bu kadar yoğun olduğu bir başka ülke söz konusu değildir.  Genellikle ülkemizi yerini coğrafi olarak tanımlarken, ülkemizin tam bir geçiş bölgesi üzerine kurulmuş olduğunu ifade ederiz. Bunun aksini iddia edecekmiş gibi bir havaya hemen kapılmayınız. Zira bu durum sabittir ve hemen hemen herkes tarafından da bilinir. Coğrafi olarak böyle bir konuma sahip olan ülkemizin demografik yapısının da böyle olduğunu hemen ifade etmemiz gerekir. Yani ülkemizdeki insanların etnik yapı itibari ile farklı olanları var, dilleri itibari ile farklı olanları var, mezhepleri itibari ile farklı olanları var, yaşam tarzları itibari farklı olanları var, giyim tarzları itibari ile farklı olanları var, kültürel yapı itibari ile farklı olanları var. Yani ülkemiz tam anlamıyla ve her yönüyle renkli bir mozayiği andırmaktadır. Gerçekten evrensel anlamda demokrasinin uygulanması durumunda, evrensel anlamda hukuk normlarının uygulanması durumunda, evrensel anlamda insan haklarının uygulanması durumunda adaletin adil dağıtıldığı, gelir dağılımını adil dağıtıldığı ve sevgi ve saygının özümsendiği ve içselleştirildiği bir ortamı ve yapıyı yakalamamız hiç de zor değildir. Maalesef sorun bu farklı yapıların birbirlerinin, dünya görüşüne, yaşam tarzına ve kültürel yapılarına saygı göstermemesinden kaynaklanıyor. Herkes, her grup kendi dünya görüşünü egemen kılmaya çalışıyor. Herkes kendi yandaşlarının ve kendi gruplarının milli gelirden daha fazla nemalanmasını istiyor. Bunu hak ettiği için değil, bunu kendisinin imtiyazlı sınıf olduğu gerekçesi ile yapıyor. İşte tam da bu noktada problem meydana geliyor ve zamanla problem çekişmeye ve çatışma evriliyor. Bunun üzerine bir de geniş halk kitlelerinin tahrik ve provoke edilmesi ile toplum gerçekten geriliyor. Bu gerginlik bazen olumlu gelişmelere ve olumlu açılımlara da zemin hazırlayabilirken bazen de toplumun tamamen acı çekmesine ve toplumun tamamen enerjisini, birikimini boş şeylere harcamasına sebep olabiliyor. Güneydoğu meselemiz, alevi meselemiz, inançlara saygı meselemiz, yaşam tarzlarına saygı meselemiz, eğitim ve adalet meselemiz hep bu kabil meselemizdir. Yani enerji hep enerji ve birikimimizi boş şeylere harcamamız ve bir türlü enerji birikimimizi sinerjiye dönüştüremememizden kaynaklanıyor. Devamı Gelecek...
Ekleme Tarihi: 28 Haziran 2014 - Cumartesi
GÖKMEN

Bakalım Cumhur Ne Diyecek

Bakalım Cumhur Ne Diyecek


 


Uzun zamandır yazmak istediğim mi fakat yazamadığım mı veya yazmağa cesaret mi edemediğim veya yazmaktan mı korktuğum veya yazma melekemin mi dumura uğradığı veya yazma konusunda olgun bir fikri olgunluğa mı erişemediğim veya basit bir bahane ile yazmağa vakit mi bulamadığım veya yazmanın vereceği sosyal, siyasal, ekonomik, bürokratik bir travmaya maruz mu kalacağım ve bundan tırstığım mı veya bölgemdeki, ülkemdeki ve dünyadaki hadiseleri tahlil mi edemediğim veya okurlarımdan yeterince ilgi mi göremediğim veya yazmanın herhangi bir getirisinin olmadığı savından mı hareket ettiğim veya tam anlamıyla bir tembellik uykusuna mı yattığım veya yazmanın vereceği müsbet ve menfi sonuçlarından mı korktuğum veya farklı bir yazı teknik ve üslubunun verdiği olumlu ve olumsuzluklara mı sığındığım veya veya uzat uzatabildiğin kadar…


 Samimi olmak ve doğrusunu söylemek gerekirse belki de bütün bunlar; gündemdeki olayları sizinle paylaşmama mani hadiselerdir.


Dünyanın hiçbir yerinde gündemin bu kadar yoğun olduğu bir başka ülke söz konusu değildir.


 Genellikle ülkemizi yerini coğrafi olarak tanımlarken, ülkemizin tam bir geçiş bölgesi üzerine kurulmuş olduğunu ifade ederiz. Bunun aksini iddia edecekmiş gibi bir havaya hemen kapılmayınız. Zira bu durum sabittir ve hemen hemen herkes tarafından da bilinir. Coğrafi olarak böyle bir konuma sahip olan ülkemizin demografik yapısının da böyle olduğunu hemen ifade etmemiz gerekir. Yani ülkemizdeki insanların etnik yapı itibari ile farklı olanları var, dilleri itibari ile farklı olanları var, mezhepleri itibari ile farklı olanları var, yaşam tarzları itibari farklı olanları var, giyim tarzları itibari ile farklı olanları var, kültürel yapı itibari ile farklı olanları var. Yani ülkemiz tam anlamıyla ve her yönüyle renkli bir mozayiği andırmaktadır.


Gerçekten evrensel anlamda demokrasinin uygulanması durumunda, evrensel anlamda hukuk normlarının uygulanması durumunda, evrensel anlamda insan haklarının uygulanması durumunda adaletin adil dağıtıldığı, gelir dağılımını adil dağıtıldığı ve sevgi ve saygının özümsendiği ve içselleştirildiği bir ortamı ve yapıyı yakalamamız hiç de zor değildir. Maalesef sorun bu farklı yapıların birbirlerinin, dünya görüşüne, yaşam tarzına ve kültürel yapılarına saygı göstermemesinden kaynaklanıyor. Herkes, her grup kendi dünya görüşünü egemen kılmaya çalışıyor. Herkes kendi yandaşlarının ve kendi gruplarının milli gelirden daha fazla nemalanmasını istiyor. Bunu hak ettiği için değil, bunu kendisinin imtiyazlı sınıf olduğu gerekçesi ile yapıyor. İşte tam da bu noktada problem meydana geliyor ve zamanla problem çekişmeye ve çatışma evriliyor. Bunun üzerine bir de geniş halk kitlelerinin tahrik ve provoke edilmesi ile toplum gerçekten geriliyor. Bu gerginlik bazen olumlu gelişmelere ve olumlu açılımlara da zemin hazırlayabilirken bazen de toplumun tamamen acı çekmesine ve toplumun tamamen enerjisini, birikimini boş şeylere harcamasına sebep olabiliyor. Güneydoğu meselemiz, alevi meselemiz, inançlara saygı meselemiz, yaşam tarzlarına saygı meselemiz, eğitim ve adalet meselemiz hep bu kabil meselemizdir. Yani enerji hep enerji ve birikimimizi boş şeylere harcamamız ve bir türlü enerji birikimimizi sinerjiye dönüştüremememizden kaynaklanıyor.


Devamı Gelecek...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (