( (
GÖKMEN
Köşe Yazarı
GÖKMEN
 

SONUÇ DEĞİL, SÜREÇ

    SONUÇ DEĞİL, SÜREÇ İnsanların ve özellikle bizim toplumumuzun en vahim hatalarından birisi; sanırım meselelere süreç odaklı değil de. sonuç odaklı yaklaşımlar sergilemesidir. Giriş cümlesi bazında meseleye baktığımız zaman, ilk planda ne demek istediğim belki anlaşılamayabilir. Ancak mesele özü itibari ile ele alındığı zaman ve mesele derinliğine incelendiği zaman, göreceğiz ki, başta kendimin, çevremdeki birçok arkadaş ve dostumun ve tanıdığım birçok kimsenin meselelere bakış açısının bu olduğunu söylersem, sanırım abartılı bir yaklaşım sergilemediğim ortaya çıkacaktır. Özellikle birçok ailenin çocuk yetiştirmede yaptığı yanlış uygulamalar, birçok eğitimci kardeşimizin idealleri uğruna çocuklardan beklediği olumlu kazanımlar, birçok yöneticinin işe aldıkları insanlardan, işi öğrenmediği halde onlardan güzel netice beklentileri, birçok dernek ve vakıf yönetici ve başkanının hemen sonuç alma adına sergiledikleri tavır ve tutumlar ve birçok bürokratın ve birçok siyasi parti yöneticisinin mutlak sonuç almaya dönük ütopik kararları ve önerileri hep bu kabil tutumlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Aslında atasözümüzde yerini bulan ‘apalamadan yürümek’ şeklinde ifadesini bulan bu arzu ve aşırı tamahkar tutum, bazen bütün ümitlerin, bazen bütün iyi niyetli çabaların, bazen bütün dikilen fidanların, bazen bütün ekilen tohumların bir çırpıda dumura uğraması ve sonunda bütün bu girişimlerin hüsranla bitmesi anlamına geldiğini asla unutmamamız gerekir. Okullarda davranışları itibari ile, dersleri itibari ile, arkadaşlar arası iletişim itibari ile, sosyal aktivitelere katılım itibari ile hep önde olan bir öğrenci son sınavdan kötü bir not almış olması, o öğrencinin başarısız bir öğrenci olduğunu asla göstermez. Aslında biz bir insan hakkında bizim kanaatimizi oluşurken de, olayı sadece bir hadise ile ele almayız. Bir insana cömert diyebilmemiz için o insanın en az birkaç kez cömertliğine şahit olmamız, bir insana çalışkan diyebilmemiz için o insanın en az bir yıl içindeki çalışkan tavırlarını gözlememiz gerekir. Elde edilen veya alınan bir neticenin gereğini yapmak; pes edip, miskinliğe kendimizi vermek olmadığı gibi, bilakis, tarihin yeniden akışını çevirmeye çalışmak için yeni hamleler ve yeni yöntemler deneyerek neticeye ulaşmaya çalışmaktır. Eğer dünya üzerindeki başarılı liderlere bakarsak, onların en önemli özelliklerinin, başarısızlıkları hiçbir zaman bir sonuç olarak değerlendirmediklerini, elde ettikleri ile asla yetinmeyip yeni umut ve yeni ufuklara doğru kanat çırptıklarını, yeni heyecanlara- yeni coşkulara doğru yol aldıklarını ve dev dalgalara karşı zihinlerini, beyinlerini, yüreklerini ve inançlarını birer dalgakıran şeklinde kalkan olarak kullandıklarını görürüz.  Türkiye’deki kurum ve kuruluşları, dernek ve vakıfları ve hatta siyasi oluşumları da aynı formatta değerlendirmeye tabi tuttuğumuz zaman; benzer yaklaşımların, benzer kategorilerin de aynı kod içinde yer aldığını görüyoruz. Uzun zaman dilimini ele almaya gerek yok, eğer biz yakın zaman dilimini şöyle bir seyr-ü temaşa eylersek bakınız hangi hadiselerle karşı karşıya kalıyoruz. 16 Nisan Anayasa Halk Oylaması ile ilgili sonuçlar haber kanallarının ekranlarından akmaya başlaması ile birlikte, siyasal partilerin süreç odaklı değil de, sonuç odaklı yaklaşımlar sergilemeye başladıklarını görüyoruz. CHP hemencecik seçim sonuçlarını kendisi açısından bir zafer olarak değerlendiriyor ve hem seçim sonuçlarını ve hem de kendi örgüt ve tabanını tabiri caiz ise, ütopik ve kaotik bir sistemin içine sürüklüyor. Seçim sonuçlarına önce, Yüksek Seçim Kurulu ( YSK) bazında, daha sonra Danıştay bazında ve en son olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AHİM) bazında itirazda bulunuyor. Bence bu itirazların, sonuca yönelik değil, ütopik ve kaotik ortamlar oluşturmak ve bu ortamlardan da kendince netice almaya yönelik çabalar olduğunu artık sağır sultan dahi biliyor. Zira CHP’nin gen haritası bu tip istasyonlarla dolu. CHP halk oylaması neticelerini doğru okuyup, daha sonraki süreçleri doğru değerlendirmelere tabi tutsa, yani artık insanların değerlerine hor bakmamayı, insanların kutsallarını küçük görmemeyi, milletin tarihi ile alay etmemeyi, ekenomik meseleleri değerlendirirken ideolojik değil milletin çıkarları açısından meseleye bakmayı, dış politikada tabu haline getirdiği değerlendirmeler yerine bu milletin kahır ekseriyetinin istek ve arzular doğrultusunda yaklaşımlar sergilemeyi kendisine şiar edinse, eğitim ve sosyal alanlarda milletin önünü tıkamayı değil de milletin önünü açacak yaklaşımlar sergilemeyi temel veri olarak kabul etse; inanın milletin teveccühü çok daha farklı olacaktır. Yani CHP 16 Nisan Halk oylaması sonuçlarını değerlendirirken, en az kendi seçmen tabanı kadar, diğer siyasi parti ve siyasi oluşumların 48.59 luk neticede,  fiili varlığının olduğunu ve bu fiili varlık yapısını dikkate alarak yeni siyasi yaklaşımları dikkate alan politikalar geliştirmeye yönelik çabalar sarfetse ve bunu bir sürece yaysa inanın bu millet CHP’yi karşılıksız bırakmaz. HDP’nin imkan bulsa hala ülkenin ve milletin birlik ve beraberliğini bozacak, ülkenin ve milletin bölünmesi çerçevesindeki politik duruşunu devam ettirmeye yönelik çalışmalar sergilemesi ve zaman zaman ABD, AB ve Rusya’nın günlük politiğinin bir gereği olarak bu zihniyetin ağzına bir parmak bal çalması, HDP’nin salyalarını akıtmasına sebep olmaktadır. Ayrıca ABD, AB ve Rusya’nın Irak ve Suriye’de, bu zihniyetin bir nevi politik temsilcilerinin ağzına  bazen bal çalmaktan daha ileri gidip, bir kaşık bal vermeleri, bu zihniyetin kendi tebalarını bile köleleştirmelerine ve yüzyıllarca sürecek bir zihni, fikri, akli, bedini, coğrafi ve hatta  etnik bir köleliği kabullenmelerine bile sebep olacak duruş sergilemekten çekinmiyorlar.       MHP ‘devlet ve millet söz konusu olunca gerisi teferruattır’ ilkesi ile doğru ve meşru bir zeminde hayatiyetini devam ettirmektedir. AK PARTİ ise 16 Nisan Anayasa Halk Oylaması ile ilgili sonuçları doğru değerlendirip, süreci de doğru bir akış çerçevesinde yürütmenin gayreti içerisinde görünüyor. Özellikle seçim sonuçları ekranlardan akarken ve daha sonraki süreçte ve tabii ki, YSK’nın kesin sonuçları açıkladıktan sonra; gerek sayın Başbakan  bin ali YILDIRIM’ın ve sayın cumhurbaşkanımız sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın  sükûneti barındıran açıklamaları, toplumu gerip ve bu gerilim siyasetinin meyvelerini toplamak isteyenlerin heveslerini kursağında bıraktı. Yine sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın  16 Nisan Anayasa Halk Oylaması sonuçları akabinden  yaptığı Hindistan ve Rusya ziyaretleri ve araya sıkıştırdığı 2 Mayıs 2017 de AK PARTİ’ye üyeliği, ki kendi ifadesi ile; yuvasına, aşkına, sevdasına dönüşü, ülkenin  köşe taşlarının yerinden oynatılamayacağını ortaya koymuştur. Değerli kardeşleri ve değerli dostlarım herkes gibi bizim de sağ duyuya, sağlıklı değerlendirmelere ve SONUÇ DEĞİL SÜREÇ bazlı değerlendirmelere ve sükûnet barındıran yaklaşımlara ihtiyacımız bulunmaktadır. Sevgiyle kalın…
Ekleme Tarihi: 05 Mayıs 2017 - Cuma
GÖKMEN

SONUÇ DEĞİL, SÜREÇ

    SONUÇ DEĞİL, SÜREÇ


İnsanların ve özellikle bizim toplumumuzun en vahim hatalarından birisi; sanırım meselelere süreç odaklı değil de. sonuç odaklı yaklaşımlar sergilemesidir.


Giriş cümlesi bazında meseleye baktığımız zaman, ilk planda ne demek istediğim belki anlaşılamayabilir. Ancak mesele özü itibari ile ele alındığı zaman ve mesele derinliğine incelendiği zaman, göreceğiz ki, başta kendimin, çevremdeki birçok arkadaş ve dostumun ve tanıdığım birçok kimsenin meselelere bakış açısının bu olduğunu söylersem, sanırım abartılı bir yaklaşım sergilemediğim ortaya çıkacaktır.


Özellikle birçok ailenin çocuk yetiştirmede yaptığı yanlış uygulamalar, birçok eğitimci kardeşimizin idealleri uğruna çocuklardan beklediği olumlu kazanımlar, birçok yöneticinin işe aldıkları insanlardan, işi öğrenmediği halde onlardan güzel netice beklentileri, birçok dernek ve vakıf yönetici ve başkanının hemen sonuç alma adına sergiledikleri tavır ve tutumlar ve birçok bürokratın ve birçok siyasi parti yöneticisinin mutlak sonuç almaya dönük ütopik kararları ve önerileri hep bu kabil tutumlardan kaynaklandığını düşünüyorum.


Aslında atasözümüzde yerini bulan ‘apalamadan yürümek’ şeklinde ifadesini bulan bu arzu ve aşırı tamahkar tutum, bazen bütün ümitlerin, bazen bütün iyi niyetli çabaların, bazen bütün dikilen fidanların, bazen bütün ekilen tohumların bir çırpıda dumura uğraması ve sonunda bütün bu girişimlerin hüsranla bitmesi anlamına geldiğini asla unutmamamız gerekir.


Okullarda davranışları itibari ile, dersleri itibari ile, arkadaşlar arası iletişim itibari ile, sosyal aktivitelere katılım itibari ile hep önde olan bir öğrenci son sınavdan kötü bir not almış olması, o öğrencinin başarısız bir öğrenci olduğunu asla göstermez. Aslında biz bir insan hakkında bizim kanaatimizi oluşurken de, olayı sadece bir hadise ile ele almayız. Bir insana cömert diyebilmemiz için o insanın en az birkaç kez cömertliğine şahit olmamız, bir insana çalışkan diyebilmemiz için o insanın en az bir yıl içindeki çalışkan tavırlarını gözlememiz gerekir.


Elde edilen veya alınan bir neticenin gereğini yapmak; pes edip, miskinliğe kendimizi vermek olmadığı gibi, bilakis, tarihin yeniden akışını çevirmeye çalışmak için yeni hamleler ve yeni yöntemler deneyerek neticeye ulaşmaya çalışmaktır.


Eğer dünya üzerindeki başarılı liderlere bakarsak, onların en önemli özelliklerinin, başarısızlıkları hiçbir zaman bir sonuç olarak değerlendirmediklerini, elde ettikleri ile asla yetinmeyip yeni umut ve yeni ufuklara doğru kanat çırptıklarını, yeni heyecanlara- yeni coşkulara doğru yol aldıklarını ve dev dalgalara karşı zihinlerini, beyinlerini, yüreklerini ve inançlarını birer dalgakıran şeklinde kalkan olarak kullandıklarını görürüz.


 Türkiye’deki kurum ve kuruluşları, dernek ve vakıfları ve hatta siyasi oluşumları da aynı formatta değerlendirmeye tabi tuttuğumuz zaman; benzer yaklaşımların, benzer kategorilerin de aynı kod içinde yer aldığını görüyoruz. Uzun zaman dilimini ele almaya gerek yok, eğer biz yakın zaman dilimini şöyle bir seyr-ü temaşa eylersek bakınız hangi hadiselerle karşı karşıya kalıyoruz.


16 Nisan Anayasa Halk Oylaması ile ilgili sonuçlar haber kanallarının ekranlarından akmaya başlaması ile birlikte, siyasal partilerin süreç odaklı değil de, sonuç odaklı yaklaşımlar sergilemeye başladıklarını görüyoruz. CHP hemencecik seçim sonuçlarını kendisi açısından bir zafer olarak değerlendiriyor ve hem seçim sonuçlarını ve hem de kendi örgüt ve tabanını tabiri caiz ise, ütopik ve kaotik bir sistemin içine sürüklüyor. Seçim sonuçlarına önce, Yüksek Seçim Kurulu ( YSK) bazında, daha sonra Danıştay bazında ve en son olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AHİM) bazında itirazda bulunuyor. Bence bu itirazların, sonuca yönelik değil, ütopik ve kaotik ortamlar oluşturmak ve bu ortamlardan da kendince netice almaya yönelik çabalar olduğunu artık sağır sultan dahi biliyor. Zira CHP’nin gen haritası bu tip istasyonlarla dolu.


CHP halk oylaması neticelerini doğru okuyup, daha sonraki süreçleri doğru değerlendirmelere tabi tutsa, yani artık insanların değerlerine hor bakmamayı, insanların kutsallarını küçük görmemeyi, milletin tarihi ile alay etmemeyi, ekenomik meseleleri değerlendirirken ideolojik değil milletin çıkarları açısından meseleye bakmayı, dış politikada tabu haline getirdiği değerlendirmeler yerine bu milletin kahır ekseriyetinin istek ve arzular doğrultusunda yaklaşımlar sergilemeyi kendisine şiar edinse, eğitim ve sosyal alanlarda milletin önünü tıkamayı değil de milletin önünü açacak yaklaşımlar sergilemeyi temel veri olarak kabul etse; inanın milletin teveccühü çok daha farklı olacaktır. Yani CHP 16 Nisan Halk oylaması sonuçlarını değerlendirirken, en az kendi seçmen tabanı kadar, diğer siyasi parti ve siyasi oluşumların 48.59 luk neticede,  fiili varlığının olduğunu ve bu fiili varlık yapısını dikkate alarak yeni siyasi yaklaşımları dikkate alan politikalar geliştirmeye yönelik çabalar sarfetse ve bunu bir sürece yaysa inanın bu millet CHP’yi karşılıksız bırakmaz.


HDP’nin imkan bulsa hala ülkenin ve milletin birlik ve beraberliğini bozacak, ülkenin ve milletin bölünmesi çerçevesindeki politik duruşunu devam ettirmeye yönelik çalışmalar sergilemesi ve zaman zaman ABD, AB ve Rusya’nın günlük politiğinin bir gereği olarak bu zihniyetin ağzına bir parmak bal çalması, HDP’nin salyalarını akıtmasına sebep olmaktadır. Ayrıca ABD, AB ve Rusya’nın Irak ve Suriye’de, bu zihniyetin bir nevi politik temsilcilerinin ağzına  bazen bal çalmaktan daha ileri gidip, bir kaşık bal vermeleri, bu zihniyetin kendi tebalarını bile köleleştirmelerine ve yüzyıllarca sürecek bir zihni, fikri, akli, bedini, coğrafi ve hatta  etnik bir köleliği kabullenmelerine bile sebep olacak duruş sergilemekten çekinmiyorlar.      


MHP ‘devlet ve millet söz konusu olunca gerisi teferruattır’ ilkesi ile doğru ve meşru bir zeminde hayatiyetini devam ettirmektedir.


AK PARTİ ise 16 Nisan Anayasa Halk Oylaması ile ilgili sonuçları doğru değerlendirip, süreci de doğru bir akış çerçevesinde yürütmenin gayreti içerisinde görünüyor. Özellikle seçim sonuçları ekranlardan akarken ve daha sonraki süreçte ve tabii ki, YSK’nın kesin sonuçları açıkladıktan sonra; gerek sayın Başbakan  bin ali YILDIRIM’ın ve sayın cumhurbaşkanımız sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın  sükûneti barındıran açıklamaları, toplumu gerip ve bu gerilim siyasetinin meyvelerini toplamak isteyenlerin heveslerini kursağında bıraktı. Yine sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın  16 Nisan Anayasa Halk Oylaması sonuçları akabinden  yaptığı Hindistan ve Rusya ziyaretleri ve araya sıkıştırdığı 2 Mayıs 2017 de AK PARTİ’ye üyeliği, ki kendi ifadesi ile; yuvasına, aşkına, sevdasına dönüşü, ülkenin  köşe taşlarının yerinden oynatılamayacağını ortaya koymuştur.


Değerli kardeşleri ve değerli dostlarım herkes gibi bizim de sağ duyuya, sağlıklı değerlendirmelere ve SONUÇ DEĞİL SÜREÇ bazlı değerlendirmelere ve sükûnet barındıran yaklaşımlara ihtiyacımız bulunmaktadır. Sevgiyle kalın…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (