( (
GÖKMEN
Köşe Yazarı
GÖKMEN
 

Renkler Ve Düşündürdükleri

Renkler Ve Düşündürdükleri Bugün sizlere, renkler ve renklerin bireylerin, toplulukların, milletlerin ve devletlerin nezdinde ne anlama geldikleri konusunu tartışmaya açmak istiyorum. Genel anlamda renk deyince aklımıza hemen gelen kavramlar şunlardır.  1-Ana Renk: Doğada temel olarak tek başlarına bulunabilen ve diğer ara renklerin oluşumunu sağlayan renklerdir. Doğada 3 ana renk vardır. Bunlar kırmızı, sarı ve mavi renktir. 2- Ara Renk ( Tali Renk): Asal ve asıl renklerin karışmasıyla ortaya çıkan, bileşken renklerdir. Turuncu-yeşil, mor gibi. Buna bir de doğal renkleri ilave edebiliriz. O da, varlıkların herhangi bir müdahaleye tabi tutulmadan, bizatihi yaratılışlarından itibaren üzerlerinde bulundurdukları renklerdir. Siyah ve beyaz gibi.  Ancak bu konu, yani doğal renkler konusu çok tartışmalı ve bir o kadar da netameli  bir konu olarak hep karşımıza çıkmaktadır. Renklerin bir de üstlendikleri veya insanların renklere yükledikleri misyonlar var.  Ben bu misyonlar üzerinde biraz durup, ondan sonra konuyu sosyo-ekonomik ve siyasal hadiselerle harmanlamaya çalışacağım. 1. Kırmızı Sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, samimiyet, güç, heyecan ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını ve solunumu hızlandırabilir. İnsanları çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır. Kırmızı, dikkat çekici bir renktir. Kırmızı renkteki kelimeler ve objeler insanların dikkatini hemen çeker. Kısaca kırmızı, tutkunun sembolüdür. Kırmızı, hakimiyet kuran bir renktir. Kırmızı renk insanların zamanı unutmasına yol açar. İşte bu yüzden barlarda ve gece klüplerinde kırmızı renge ağırlık verilir. Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Kırmızı rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde, bu kişilerin güç ve iktidara düşkün oldukları görülür. Bu kişiler aktif, atılgan, girişken olup kazanmayı ve elde etmeyi sever. Belirleyici ve yönlendiricidir. Arzuludur, iştahlıdır, hırslıdır. Duygularını anlatırken tepkiseldir. Liderlik ve önderlik özellikleri toplumca hemen fark edilir. 2. Mavi Yalnızlığı, üzüntüyü, depresyonu, bilgeliği, güveni ve sadakati simgeler. Psikologların hasta görüşmelerinde mavi renkli giysiler asla giymemelidirler. İş görüşmelerine mavi giyerek gitmek kararlılığı ve bağlılığı ifade eder. İş görüşmelerine giden kişilerin kostümlerinde mavi rengi tercih etmeleri işe kabul edilmelerini sağlayabilir. Dolayısıyla mavi en popüler renklerden biri olmasına rağmen yiyeceklerle ilgili konularda mavi kullandığında dikkatli olmak gerekir. Çünkü mavi doğal bir iştah kapatıcıdır ve bazı durumlarda itici etki yaratabildiğinden kilo almak isteyenlerin mavi renkten uzak durmaları gerekir. Mavi ve açık mavi boyanmış ortamlar, verimliliği ve performansı arttırır.  Mavi rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde bu kişilerin toleranslı, hoşgörülü, anlaşma yanlısı olduklarını ve huzuru aradıklarını görmekteyiz. Çevreleri ve kendileri ile barışıktırlar. Az ile yetinirler, sabırlı ve metanetlidirler. Ayrıca çok fedakardırlar. Aileleri ve arkadaşları için oldukça özverili olmaları bazen suistimallere sebebiyet verebileceğinden dikkatli olmalıdırlar. 3. Sarı Sarı, az miktarlarda kullanıldığında parlaklık ve sıcaklık hissi verir. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet edicidir. Sarı, güneş ışığı gibidir, kendinizi iyi hissetmek için orada olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini istemezsiniz. Sarı rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin özgür ve bağımsız olmayı sevdikleri ortaya çıkmıştır. Değişkenlikten hoşlanırlar. Çapkın ve şıpsevdi bir yapı gösterebilirler. Günübirlik, dolu dolu yaşamaya bayılırlar. Çevrelerine enerji saçarlar. Yaşamlarında bir terslikle karşılaştıklarında hemen yeni bir ritme girerler. Bu kişilerin ikna kabiliyetleri üst düzeydedir. Entellektüel olma, yöneticilik, hırs ve iddia onun temel öğeleridir. 4. Yeşil Yeşil, pek çok kavramla ilişkili olarak karşımıza çıkar, bunların içinde en güçlüsü ve evrensel olanı doğadır. Buna bağlı olarak ayrıca yaşamı, gençliği, yenilenmeyi, ümitleri ve dinçliği simgeler. Bazı kültürlerde orta yaşlardaki gelinler, doğurganlığı simgelemesi icin yeşil giyer. Yeşil, gözler için en rahat renktir ve görme gücünü arttırır. Sakinleştiricidir ve sinir sistemi üzerinde doğal bir etki yapar. Yeşil, aynı zamanda Amerikan kültüründe parayı simgeler. Yeşil rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin kendilerine değer verme duygularının çok fazla olduğu görülür. Doğru bildiğinde ısrarcıdırlar. Fikrinden ödün vermez. Kovalayıcı ve takipçidir. Otoritesi ve inandırıcılığı ile çevresindekileri etkilemeyi başarır. Bazen abartıya kaçarak megaloman küstah bir kişilik sergileyebilirler.  5. Siyah Tartışmalı bir renktir. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük ile düşünülürken, diğer taraftan sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirlik ile ilişkilendirilir. Bir tarafta yönetim ve güç anlamına gelirken diğer taraftan acı, keder ve yas anlamına gelir. Siyah, pek çok insan için kıyafet rengidir. Bazıları siyahı güçlü ve ciddi görünmek için kullanır. Bazıları ise daha zayıf gösterdiği için tercih eder. Siyah rengi seven insanlar genellikle özgüveni yüksek, azimli ve kararlı kimselerdir. Kendi kararlarını kendileri vermek isterler. Bu özellikleri ile iş hayatında başarılı olabilirler, fakat inatçılık ve aşırı hırs gibi olumsuzlukları dengelemeleri gerekir. Ayrıca, siyah giyen insanların ruhsal sorunlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Özellikle çocuklarda inatçılığa ve depresyona neden olabilir 6. Beyaz Saflığı, temizliği ve masumiyeti simgeler. Pek çok kültürde gelinler beyaz giyer. Ayrıca temizliği simgeler. Genel olarak serin ve canlandıran bir his verir. Beyaz rengi seven insanlar genellikle, temizliği, aydınlığı ve düşünmeyi seven, hayal dünyası geniş, soğukkanlı ve uzlaşmacı kişilerdir Ülkemizin sosyo-ekonomik ve siyasi analizini renkler bazında değerlendirmek istersek, bakınız hangi durum ve tesbitlerle karşı karşıya geliyoruz. Öncelikle bireyler bazında insanların kendi ekonomik durumlarından memnuniyetsizliklerini ele alırsak, herhangi bir sonuca ulaşmamız bence çok zor görünüyor. Ancak konuyu Cumhuriyetin kurulduğu 1923’lü yıllardan günümüze dek ele alırsak sanırım doğru bir sonuca varabiliriz. Mesela; ÖĞRETMENLERİN ALTIN BAZINDA ALDIKLARI ÜCRETLER AŞAĞIDAKİ GİBİDİR.    Y        Cumhuriyet altını             YIL        Cumhuriyet altını           YIL      Cumhuriyet altını                               1923                 20,                         1946                    12,                    1960                   18,5 1965                28,6,                       1975                    9,2,                   1980                   1,5 1993                5,9,                         2000                    6,5,                                                    2012                2,8,                         2017                     3,1   Tabii ki, olayın bir de ‘alım gücü’ itibari ile ele alınması gerekiyor. 2000 yılında 500 TL’ye alınan bir elektronik ürün 2017 yılında 700 TL’ye veya en fazla 1000 TL’ye alınabiliyor.   Yine 1990 Yılında 2 TL olan kuru fasülye bugün 5 TL’ye alınabiliyor. Yani kuru fasulyenin fiyatı % 150 artmıştır. Öğretmen 1990 yılında ortalama 900 TL maaş alabilirken, 2017 yılında bir öğretmen ek-ders ücreti ile birlikte 4000 TL maaş alıyor.  Yani öğretmenin maaşı ortalama % 400 artmıştır. Yani öğretmen 1990 yılında maaşı ile 450 kg kuru fasülye alabilirken, 2017 yılında 800 kg kuru fasülye alabiliyor. Bu açıdan bakıldığı zaman öğretmenlerimizin alım güçleri itibari ile ciddi bir iyileşme ile ücret aldıklarını söyleyebiliriz. Yine 1990 yılında en fazla 2 elektronik eşya almak için maaşının tamamını veren bir öğretmen, bugün 2017 Yılı maaşı ile 4 veya sıkı bir pazarlık ile 6 adet elektronik eşya alabiliyor. Yani bu alanda da öğretmenin alım gücü geçmiş yıllara göre çok ama çok daha iyi durumdadır. Ancak altın itibari ile meseleye bakılırsa maaşlarımızın ciddi oranda eridiğini de çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz. 1990 yılında ortalama 6 altına tekabül eden maaşımız, bugün itibari ile 4 altına tekabül etmektedir ki, bu da % 50 maaşlarımızın altın bazında düştüğünü gösterir. Yani bu konuda hükümete KIRMIZI KART değil ama rahatlıkla SARI KART gösterebiliriz. Sosyal açıdan meseleyi ele aldığımız zaman ise, birey bazında olsun, toplum bazında olsun, ülke ve millet bazında olsun çok ama çok iyi noktada olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çocukluk yıllarıma gidiyorum, benim köyümde eve maaş giren 1 veya 2 aile vardı. Bugün bakıyorum, evine direk devletten veya devletimizin kurumlarından evine maaş girmeyen aile kalmamış. Yaşlılık maaşı, dulluk maaşı, sosyal ve dayanışma vakfının ayni ve nakdi yardımları, SSK dan yararlanan ve emekli olmuş insanlar vs. Ayrıca herkesin sağlık güvencesine alınması ve bu çerçevede hemen hemen hiç kimsenin hastane koridorlarında rezil ve rüsvay olmaması ve en önemlisi hiç kimsenin rehine durumunda hastanede kalmaması ülkemiz, milletimiz ve devletimiz ve tabi ki hükümetimiz açısından inanılmaz bir güzellik. Askeri açıdan durumu değerlendirdiğimiz zaman ise, terörle mücadele açısından gelinen noktada, İHA ve SİHA’ların kullanım alanına  girmeleri itibari ile, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) tarafından geliştirilen ve üretilen Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) Türk Silahlı Kuvvetlerine  ( TSK) ya teslim edilip, polis ve askerimizin bu silahlardan yararlanmaya başlaması itibari ile ve ASELSAN ve TÜBİTAK işbirliği ile uydu ve daha birçok yeniliğin devreye girmesi itibari ile ülkemiz, milletimiz, devletimiz ve hükümetimizin yine çok iyi bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Artık İstanbul’u feth ederken zihinsel kodlara sahipsek, bugün de aynı zihinsel kodlara sahip olmanın zamanı gelmiştir. Komşu ülkeler, Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik devletleri (ABD) ile ise sanırım en sıkıntılı süreçleri yaşıyoruz. Tabi bugüne dek, gerek Avrupa Birliği (AB), gerek Amerika Birleşik devletleri (ABD) hem ekonomik, hem siyasi, hem askeri, hem kültürel ve hem de çağdaş normlar bakımından kendisini hep lider konumunda konuşlandırdığı için ve bu konumunun gereği kendisi hep buyurgan bir konumda olduğunu lanse ettiği için, bu durumun sorgulanmasını ve buyruklarının dikkate alınmamasını hazmedemiyorlar, ve bu durum onları çileden çıkarmaktadır. Sayın cumhurbaşkanımızın İslam ülkelerinin, onların ekonomik olarak, siyasal olarak, coğrafi olarak soyup -sömürüp- semirip posa haline getirecekleri alanlar olmadığını alenen ilan etmesi, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Birleşmiş Milletler  ( BM)’i, Uluslararası Para Fonu (İMF) ve Dünya Bankası (WBG) gibi örgütleri direk tartışmaya açması ve bu örgütlerin emperyalizmin egemenlik alanlarını tesis etmek için bir nevi keşif  ve öncü kuvvet noktasına getirilmesini ilan etmesi; ilişkilerimizi geren en önemli argüman olarak karşımıza çıkmaktadır. Bence sayın cumhurbaşkanımızın kendi adına da olsa, ülkemiz, milletimiz ve devletimiz adına da olsa, İslam Coğrafyası adına da olsa, mazlum milletler adına da olsa ve hatta insanlık adına da olsa çizmiş olduğu bu grafik tam anlamı ile ülkemiz, milletimiz ve dünya milletleri için bir ‘BARIŞ MANİFESTOSU’ niteliğindedir. Kısa vadeli yaşadığımız problem ve kıskaca alma girişimleri de en kısa zamanda  izale olacaktır. Bundan adım gibi eminim. Bu bağlamda gerek ülkemiz, gerek bölgemiz üzerinde dolaşan SİYAH renkli bulutların, gerekse dünya üzerinde dolaşan KIRMIZI ve SİYAH renkli bulutların en kısa zamanda GRİ ve BEYAZ renkli bulutlara evrileceğini ve ülkemizin, milletimizin ve dünyamızın üzerine RAHMET SAĞANAĞININ yağacağına inancım tamdır. Bu dilek ve temennimizin gerçekleşmesi de, ancak ve ancak bizlerin oluşturacağı BEYAZ renkli BUHARLARIN dünya üzerinde oluşturacağı BEYAZ bulutlara endeksli olduğunu da hatırlatmam sanırım kaçınılmaz olacaktır.  Acizane bütün renkleri seviyor ve renklerin üstünlüğünü değil, renklerin uyumunu ve renk cümbüşüne dönüşmesini ve bu görselliğin asıl ve asil olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla…
Ekleme Tarihi: 11 Ekim 2017 - Çarşamba
GÖKMEN

Renkler Ve Düşündürdükleri

Renkler Ve Düşündürdükleri


Bugün sizlere, renkler ve renklerin bireylerin, toplulukların, milletlerin ve devletlerin nezdinde ne anlama geldikleri konusunu tartışmaya açmak istiyorum. Genel anlamda renk deyince aklımıza hemen gelen kavramlar şunlardır. 


1-Ana Renk: Doğada temel olarak tek başlarına bulunabilen ve diğer ara renklerin oluşumunu sağlayan renklerdir.


Doğada 3 ana renk vardır. Bunlar kırmızı, sarı ve mavi renktir.


2- Ara Renk ( Tali Renk): Asal ve asıl renklerin karışmasıyla ortaya çıkan, bileşken renklerdir. Turuncu-yeşil, mor gibi.


Buna bir de doğal renkleri ilave edebiliriz. O da, varlıkların herhangi bir müdahaleye tabi tutulmadan, bizatihi yaratılışlarından itibaren üzerlerinde bulundurdukları renklerdir. Siyah ve beyaz gibi.  Ancak bu konu, yani doğal renkler konusu çok tartışmalı ve bir o kadar da netameli  bir konu olarak hep karşımıza çıkmaktadır.


Renklerin bir de üstlendikleri veya insanların renklere yükledikleri misyonlar var.  Ben bu misyonlar üzerinde biraz durup, ondan sonra konuyu sosyo-ekonomik ve siyasal hadiselerle harmanlamaya çalışacağım.


1. Kırmızı


Sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, samimiyet, güç, heyecan ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını ve solunumu hızlandırabilir. İnsanları çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır. Kırmızı, dikkat çekici bir renktir. Kırmızı renkteki kelimeler ve objeler insanların dikkatini hemen çeker. Kısaca kırmızı, tutkunun sembolüdür.


Kırmızı, hakimiyet kuran bir renktir. Kırmızı renk insanların zamanı unutmasına yol açar. İşte bu yüzden barlarda ve gece klüplerinde kırmızı renge ağırlık verilir. Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur.


Kırmızı rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde, bu kişilerin güç ve iktidara düşkün oldukları görülür. Bu kişiler aktif, atılgan, girişken olup kazanmayı ve elde etmeyi sever. Belirleyici ve yönlendiricidir. Arzuludur, iştahlıdır, hırslıdır. Duygularını anlatırken tepkiseldir. Liderlik ve önderlik özellikleri toplumca hemen fark edilir.


2. Mavi


Yalnızlığı, üzüntüyü, depresyonu, bilgeliği, güveni ve sadakati simgeler. Psikologların hasta görüşmelerinde mavi renkli giysiler asla giymemelidirler. İş görüşmelerine mavi giyerek gitmek kararlılığı ve bağlılığı ifade eder. İş görüşmelerine giden kişilerin kostümlerinde mavi rengi tercih etmeleri işe kabul edilmelerini sağlayabilir. Dolayısıyla mavi en popüler renklerden biri olmasına rağmen yiyeceklerle ilgili konularda mavi kullandığında dikkatli olmak gerekir. Çünkü mavi doğal bir iştah kapatıcıdır ve bazı durumlarda itici etki yaratabildiğinden kilo almak isteyenlerin mavi renkten uzak durmaları gerekir.


Mavi ve açık mavi boyanmış ortamlar, verimliliği ve performansı arttırır. 


Mavi rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde bu kişilerin toleranslı, hoşgörülü, anlaşma yanlısı olduklarını ve huzuru aradıklarını görmekteyiz. Çevreleri ve kendileri ile barışıktırlar. Az ile yetinirler, sabırlı ve metanetlidirler. Ayrıca çok fedakardırlar. Aileleri ve arkadaşları için oldukça özverili olmaları bazen suistimallere sebebiyet verebileceğinden dikkatli olmalıdırlar.


3. Sarı


Sarı, az miktarlarda kullanıldığında parlaklık ve sıcaklık hissi verir. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet edicidir. Sarı, güneş ışığı gibidir, kendinizi iyi hissetmek için orada olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini istemezsiniz.


Sarı rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin özgür ve bağımsız olmayı sevdikleri ortaya çıkmıştır. Değişkenlikten hoşlanırlar. Çapkın ve şıpsevdi bir yapı gösterebilirler. Günübirlik, dolu dolu yaşamaya bayılırlar. Çevrelerine enerji saçarlar. Yaşamlarında bir terslikle karşılaştıklarında hemen yeni bir ritme girerler. Bu kişilerin ikna kabiliyetleri üst düzeydedir. Entellektüel olma, yöneticilik, hırs ve iddia onun temel öğeleridir.


4. Yeşil


Yeşil, pek çok kavramla ilişkili olarak karşımıza çıkar, bunların içinde en güçlüsü ve evrensel olanı doğadır. Buna bağlı olarak ayrıca yaşamı, gençliği, yenilenmeyi, ümitleri ve dinçliği simgeler. Bazı kültürlerde orta yaşlardaki gelinler, doğurganlığı simgelemesi icin yeşil giyer. Yeşil, gözler için en rahat renktir ve görme gücünü arttırır. Sakinleştiricidir ve sinir sistemi üzerinde doğal bir etki yapar.


Yeşil, aynı zamanda Amerikan kültüründe parayı simgeler.


Yeşil rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin kendilerine değer verme duygularının çok fazla olduğu görülür. Doğru bildiğinde ısrarcıdırlar. Fikrinden ödün vermez. Kovalayıcı ve takipçidir. Otoritesi ve inandırıcılığı ile çevresindekileri etkilemeyi başarır. Bazen abartıya kaçarak megaloman küstah bir kişilik sergileyebilirler.


 5. Siyah


Tartışmalı bir renktir. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük ile düşünülürken, diğer taraftan sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirlik ile ilişkilendirilir. Bir tarafta yönetim ve güç anlamına gelirken diğer taraftan acı, keder ve yas anlamına gelir. Siyah, pek çok insan için kıyafet rengidir. Bazıları siyahı güçlü ve ciddi görünmek için kullanır. Bazıları ise daha zayıf gösterdiği için tercih eder.


Siyah rengi seven insanlar genellikle özgüveni yüksek, azimli ve kararlı kimselerdir. Kendi kararlarını kendileri vermek isterler. Bu özellikleri ile iş hayatında başarılı olabilirler, fakat inatçılık ve aşırı hırs gibi olumsuzlukları dengelemeleri gerekir. Ayrıca, siyah giyen insanların ruhsal sorunlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Özellikle çocuklarda inatçılığa ve depresyona neden olabilir


6. Beyaz


Saflığı, temizliği ve masumiyeti simgeler. Pek çok kültürde gelinler beyaz giyer. Ayrıca temizliği simgeler. Genel olarak serin ve canlandıran bir his verir.


Beyaz rengi seven insanlar genellikle, temizliği, aydınlığı ve düşünmeyi seven, hayal dünyası geniş, soğukkanlı ve uzlaşmacı kişilerdir


Ülkemizin sosyo-ekonomik ve siyasi analizini renkler bazında değerlendirmek istersek, bakınız hangi durum ve tesbitlerle karşı karşıya geliyoruz.


Öncelikle bireyler bazında insanların kendi ekonomik durumlarından memnuniyetsizliklerini ele alırsak, herhangi bir sonuca ulaşmamız bence çok zor görünüyor. Ancak konuyu Cumhuriyetin kurulduğu 1923’lü yıllardan günümüze dek ele alırsak sanırım doğru bir sonuca varabiliriz. Mesela;


ÖĞRETMENLERİN ALTIN BAZINDA ALDIKLARI ÜCRETLER AŞAĞIDAKİ GİBİDİR.


   Y        Cumhuriyet altını             YIL        Cumhuriyet altını           YIL      Cumhuriyet altını                              


1923                 20,                         1946                    12,                    1960                   18,5


1965                28,6,                       1975                    9,2,                   1980                   1,5


1993                5,9,                         2000                    6,5,                                                   


2012                2,8,                         2017                     3,1


 


Tabii ki, olayın bir de ‘alım gücü’ itibari ile ele alınması gerekiyor. 2000 yılında 500 TL’ye alınan bir elektronik ürün 2017 yılında 700 TL’ye veya en fazla 1000 TL’ye alınabiliyor.   Yine 1990 Yılında 2 TL olan kuru fasülye bugün 5 TL’ye alınabiliyor. Yani kuru fasulyenin fiyatı % 150 artmıştır.


Öğretmen 1990 yılında ortalama 900 TL maaş alabilirken, 2017 yılında bir öğretmen ek-ders ücreti ile birlikte 4000 TL maaş alıyor.  Yani öğretmenin maaşı ortalama % 400 artmıştır.


Yani öğretmen 1990 yılında maaşı ile 450 kg kuru fasülye alabilirken, 2017 yılında 800 kg kuru fasülye alabiliyor. Bu açıdan bakıldığı zaman öğretmenlerimizin alım güçleri itibari ile ciddi bir iyileşme ile ücret aldıklarını söyleyebiliriz.


Yine 1990 yılında en fazla 2 elektronik eşya almak için maaşının tamamını veren bir öğretmen, bugün 2017 Yılı maaşı ile 4 veya sıkı bir pazarlık ile 6 adet elektronik eşya alabiliyor. Yani bu alanda da öğretmenin alım gücü geçmiş yıllara göre çok ama çok daha iyi durumdadır.


Ancak altın itibari ile meseleye bakılırsa maaşlarımızın ciddi oranda eridiğini de çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz. 1990 yılında ortalama 6 altına tekabül eden maaşımız, bugün itibari ile 4 altına tekabül etmektedir ki, bu da % 50 maaşlarımızın altın bazında düştüğünü gösterir. Yani bu konuda hükümete KIRMIZI KART değil ama rahatlıkla SARI KART gösterebiliriz.


Sosyal açıdan meseleyi ele aldığımız zaman ise, birey bazında olsun, toplum bazında olsun, ülke ve millet bazında olsun çok ama çok iyi noktada olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çocukluk yıllarıma gidiyorum, benim köyümde eve maaş giren 1 veya 2 aile vardı. Bugün bakıyorum, evine direk devletten veya devletimizin kurumlarından evine maaş girmeyen aile kalmamış. Yaşlılık maaşı, dulluk maaşı, sosyal ve dayanışma vakfının ayni ve nakdi yardımları, SSK dan yararlanan ve emekli olmuş insanlar vs.


Ayrıca herkesin sağlık güvencesine alınması ve bu çerçevede hemen hemen hiç kimsenin hastane koridorlarında rezil ve rüsvay olmaması ve en önemlisi hiç kimsenin rehine durumunda hastanede kalmaması ülkemiz, milletimiz ve devletimiz ve tabi ki hükümetimiz açısından inanılmaz bir güzellik.


Askeri açıdan durumu değerlendirdiğimiz zaman ise, terörle mücadele açısından gelinen noktada, İHA ve SİHA’ların kullanım alanına  girmeleri itibari ile, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) tarafından geliştirilen ve üretilen Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) Türk Silahlı Kuvvetlerine  ( TSK) ya teslim edilip, polis ve askerimizin bu silahlardan yararlanmaya başlaması itibari ile ve ASELSAN ve TÜBİTAK işbirliği ile uydu ve daha birçok yeniliğin devreye girmesi itibari ile ülkemiz, milletimiz, devletimiz ve hükümetimizin yine çok iyi bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Artık İstanbul’u feth ederken zihinsel kodlara sahipsek, bugün de aynı zihinsel kodlara sahip olmanın zamanı gelmiştir.


Komşu ülkeler, Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik devletleri (ABD) ile ise sanırım en sıkıntılı süreçleri yaşıyoruz. Tabi bugüne dek, gerek Avrupa Birliği (AB), gerek Amerika Birleşik devletleri (ABD) hem ekonomik, hem siyasi, hem askeri, hem kültürel ve hem de çağdaş normlar bakımından kendisini hep lider konumunda konuşlandırdığı için ve bu konumunun gereği kendisi hep buyurgan bir konumda olduğunu lanse ettiği için, bu durumun sorgulanmasını ve buyruklarının dikkate alınmamasını hazmedemiyorlar, ve bu durum onları çileden çıkarmaktadır.


Sayın cumhurbaşkanımızın İslam ülkelerinin, onların ekonomik olarak, siyasal olarak, coğrafi olarak soyup -sömürüp- semirip posa haline getirecekleri alanlar olmadığını alenen ilan etmesi, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Birleşmiş Milletler  ( BM)’i, Uluslararası Para Fonu (İMF) ve Dünya Bankası (WBG) gibi örgütleri direk tartışmaya açması ve bu örgütlerin emperyalizmin egemenlik alanlarını tesis etmek için bir nevi keşif  ve öncü kuvvet noktasına getirilmesini ilan etmesi; ilişkilerimizi geren en önemli argüman olarak karşımıza çıkmaktadır. Bence sayın cumhurbaşkanımızın kendi adına da olsa, ülkemiz, milletimiz ve devletimiz adına da olsa, İslam Coğrafyası adına da olsa, mazlum milletler adına da olsa ve hatta insanlık adına da olsa çizmiş olduğu bu grafik tam anlamı ile ülkemiz, milletimiz ve dünya milletleri için bir ‘BARIŞ MANİFESTOSU’ niteliğindedir. Kısa vadeli yaşadığımız problem ve kıskaca alma girişimleri de en kısa zamanda  izale olacaktır. Bundan adım gibi eminim.


Bu bağlamda gerek ülkemiz, gerek bölgemiz üzerinde dolaşan SİYAH renkli bulutların, gerekse dünya üzerinde dolaşan KIRMIZI ve SİYAH renkli bulutların en kısa zamanda GRİ ve BEYAZ renkli bulutlara evrileceğini ve ülkemizin, milletimizin ve dünyamızın üzerine RAHMET SAĞANAĞININ yağacağına inancım tamdır. Bu dilek ve temennimizin gerçekleşmesi de, ancak ve ancak bizlerin oluşturacağı BEYAZ renkli BUHARLARIN dünya üzerinde oluşturacağı BEYAZ bulutlara endeksli olduğunu da hatırlatmam sanırım kaçınılmaz olacaktır.


 Acizane bütün renkleri seviyor ve renklerin üstünlüğünü değil, renklerin uyumunu ve renk cümbüşüne dönüşmesini ve bu görselliğin asıl ve asil olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (