( (
GÖKMEN
Köşe Yazarı
GÖKMEN
 

Hamili Kart Yakınımdır

 Hamili Kart Yakınımdır Çağdaş, modern, uygar, medeni,  aydın vb. kavramları, genellikle toplumda örgütlü ve bilinçli olduğunu iddia eden kesimlerin sürekli dile getirdiklerine hepimiz çok yakından şahit olmuşuzdur. Toplumun bu kesimleri, yıllardır ülkenin ve milletin egemenlik hakkını kendilerinden başkasına ait olmadığını düşünmektedirler. Onlara göre bu milletin ekonomik, sosyal, siyasal, askeri alanlarda, Batı’nın gerisinde kalmasının yegane sebebi, bu toplumdaki muhafazakar olan kesimlerdir. Ki bu kesimlere göre toplumun muhafazakar kesimi, gericidir, yobazdır, tutucudur, gelişmeye karşıdır, eğitim ve öğretim düşmanıdır vesaire vesaire… Zannedersem hepimiz bu milleti, bu toplumu kendimizce gözlemlemişizdir ve bu gözlemlerimiz neticesinde de belli kanaatlare sahip olmuş ve belli değerlendirmelere tabi tutmuşuzdur... Acizane bu fakir de, zaman zaman bu gözlemleri ve değerlendirmeleri yapmakta ve bunları kaleme alma ihtiyacı hissetmektedir. Benim gözlem ve değerlendirmelerim şunu ortaya koymuştur. Ülkemizde dini ve milli hassasiyeti olan kesimlerin veya muhafazakar olarak adlandırılan kesimlerin ve hatta sosyal demokrat olduğunu ve dini değerlere saygılı olduğunu söyleyen toplum katmanlarının, eğitim öğretim hayatının dışında kalmalarının ve dolayısı ile örgütlü olmayışlarının, topluma liderlik yapamayışlarının sebebi; onların hassasiyetlerinin eğitim öğretim hayatı sürecinde dikkate alınmayışı idi. Ki yakınen biliyoruz, bu problem çözüm sürecine girince, muhafazakar kesimin çocukları, eğitim öğretim hayatının içine çok hızlı bir giriş yapmışlardır. Ha belki de, kendilerine aydın apoleti takanlar, zaten bu kesimin bilinçli olmasını istemedikleri için, onların toplum ve millete yön vermesini istemedikleri için, egemenlikten ve dolayısı ile bu milletin ürettiği her şeyden muhafazakarların pay almasını istemedikleri için, böyle bir yaftayı muhafazakar kesimlerin üzerine yıkmayı yeğlemişlerdir. On yıllar boyunca devletin bütün kademelerine, sağlık alanına, içişleri alanına, dış işleri alanına, siyasal ve sosyal alanlarına, askeri alanlarına, yargı alanına, emniyet alanına, hep bu jakoben yani milli ve manevi değerlerden uzak ama okumuş, kendini toplumdan soyutlamış, aydın, ilerici gibi göreceli kavram apoletlerini takmış kesimler, bu milleti ve bu ülkeyi istedikleri gibi yönetmişlerdir.   Ne zaman ki, bu ülkenin değerli, milli ve manevi dğerlere saygılı evlatları, (belki köylü, belki işçi, belki çiftçi, belki esnaf olan)  ülkenin ve milletin bütün nimetlerinden pay almaya başladılar, (bakınız pay almaya başladılar diyorum diğerleri gibi karınlarını ve yedi sülalesini ihya ettiler demiyorum) işte o zaman dananın kuyruğu koptu. Bu kesimler yıllarca işe koymak istedikleri kişilere ‘Hamili Kart Yakınımdır’ diyerek hem istedikleri kişileri işe aldılar ve hem de bu milletin değerleri ile alay ettiler. Bu kesimler, muhafazakar kesimlerin işçi olmasına, köylü olmasına, hizmetli olmasına, çiftçi olmasına, madenci olmasına kısaca çağdaş köleler olmasına asla ve kat’a itiraz etmediler.  Bu kesimleri itirazları, milli ve manevi ve yerel değerlere sahip insanlar, öğretmen olmaya başlayınca, doktor olmaya başlayınca, subay olmaya başlayınca, polis ve emniyet müdürü olmaya başlayınca, hakim ve savcı olmaya başlayınca ve siyaset üretmeye ve siyasi yelpazede yer almaya başlayınca başladı.  Son zamanlarda kıyafetime karışma gösterileri yapılıyor, bir genç kız, giyim tarzından dolayı Maçka parkından çıkarılmak istendiğini ifade ediyor, bir başkası imam-hatipli olanlara karşı kin ve nefret dolu cümleler kurabiliyor, hatta bir diğeri aynı düşünce tarzına sahip olduğu gerekçesi ile reddi hakim talebinde bile bulunabiliyor. Bütün bunlar bana şunu gösteriyor, Türkiye’de artık taşlar yerinden oynamıştır. Bütün bu gelişmeleri, bu taşların yerinden oynamasını istemeyen, kendi statülerini kaybetmek istemeyen, egemenlik hakkının sürekli kendinde olmasını isteyen kesimlerin, siyasi erkin ve yargı erkinin devamlı kendi zihni kodundaki insanların elinde kalmasını isteyen zümrelerin nafile hamleleri olarak değerlendiriyorum. Zira ben siyasi erkin, insanların giyim ve yaşam tarzlarına müdahil olduğuna asla şahit olmadım, park ve sokaklardaki bireysel hadiseleri de genelleştirmek abesle iştigaldir. Belki bu olumsuz örneklerin yetişme tarzları veya sosyal ve psikolojik durumları üzerinde durulup, o noktada çözümler üretilebilir. Hele hele insanların yaşam ve düşünce tarzlarını baz alarak yargı erkini töhmet altında tutacak eylem ve söylemlere prim vermek en hafif tabiri ile aymazlıktır. Bu zihin kodu, beraberinde derin düşüncesini de deşifre ediyor aslında. ‘Hamili Kart Yakınımdır’ ifadesini birazcık farklı bir boyuta taşımak istiyorum. Aslında meselenin Türkiye’nin sosyal, siyasal, askeri, yargı, emniyet ve diğer alanlarını ilgilendiren bir boyutu olduğu gibi, aynı zamanda da uluslararası bir boyutu da var. Ekonomik, siyasal ve askeri alanlarda güçlü olan devletler, kendilerinin yapmak istedikleri ve ama insanlığın ortak vicdanında kötü karneye sahip olmamak için yapamadıkları eylemleri ‘Hamili Kart Yakınımdır’ notu ile birlikte ya başka devletlere veya başka terör örgütlerine havale ediyorlar. I. ve II. Körfez Harbinde her ne kadar askeri bir başarı sağlasa bile, Irak’ta istenilen sosyal ve siyasal trnsformasyonu ( değişimi) sağlayamayan  ABD, ‘Hamili Kart Yakınımdır’ kartını yakasına iliştirdiği PYD ve PKK ile Suriye, Irak, İran ve Türkiye’ de tabiri caiz ise yeni alanlar ve yeni devletçikler ve yeni problemler üretme çabası içine giriyor. ABD, bölgede güçlü devletler ve mutlu-müreffef halklar istemiyor ve tabi ki, İsrail’i orta ve uzun vadede koruma altına almak istiyor. Ayrıca ve yeri gelmiş iken Mescid-i Aksa özelinde Filistinlileri ve genelde Müslümanları test ederek kurduğu devleti muhkem hale getirme gayreti güden ‘Hamili Kart Yakınımdır’ kartını elinde bulunduran İsrail, ve O’na bu apoleti takan Amerika Birleşik Devletleri ,Körfez ülkelerinin birbirlerine düşmesini sağlayarak hem çok ciddi bir sömürü düzeni kuruyor ve hem de dünya kamu oyuna ‘ İYİLİK MELEĞİ’  olduğunu söylemeye çalışıyor. Rusya’nın ise, orta ve uzun vadede çıkarlarını koruma adına ‘Hamili Kart Yakınımdır’ kartını Esed’in boynuna taktığını ve bu apolet ile Esed’in de her türlü iğrençlik ve katliamı da yaptığına hep birlikte tanıklık ediyoruz. Tüm Dünya Müslümanlarının ve tüm Dünya Halklarının ‘Hamili Kart Yakınımdır’ apoletini yakalarından çıkarıp kendi adlarına, kendi vatanlarını ve kendi kaynaklarını korumalarının zamanının çoktan geldiğini hatırlatmak isterim. Saygılarımla…
Ekleme Tarihi: 02 Ağustos 2017 - Çarşamba
GÖKMEN

Hamili Kart Yakınımdır

 Hamili Kart Yakınımdır


Çağdaş, modern, uygar, medeni,  aydın vb. kavramları, genellikle toplumda örgütlü ve bilinçli olduğunu iddia eden kesimlerin sürekli dile getirdiklerine hepimiz çok yakından şahit olmuşuzdur.


Toplumun bu kesimleri, yıllardır ülkenin ve milletin egemenlik hakkını kendilerinden başkasına ait olmadığını düşünmektedirler. Onlara göre bu milletin ekonomik, sosyal, siyasal, askeri alanlarda, Batı’nın gerisinde kalmasının yegane sebebi, bu toplumdaki muhafazakar olan kesimlerdir. Ki bu kesimlere göre toplumun muhafazakar kesimi, gericidir, yobazdır, tutucudur, gelişmeye karşıdır, eğitim ve öğretim düşmanıdır vesaire vesaire…


Zannedersem hepimiz bu milleti, bu toplumu kendimizce gözlemlemişizdir ve bu gözlemlerimiz neticesinde de belli kanaatlare sahip olmuş ve belli değerlendirmelere tabi tutmuşuzdur... Acizane bu fakir de, zaman zaman bu gözlemleri ve değerlendirmeleri yapmakta ve bunları kaleme alma ihtiyacı hissetmektedir.


Benim gözlem ve değerlendirmelerim şunu ortaya koymuştur. Ülkemizde dini ve milli hassasiyeti olan kesimlerin veya muhafazakar olarak adlandırılan kesimlerin ve hatta sosyal demokrat olduğunu ve dini değerlere saygılı olduğunu söyleyen toplum katmanlarının, eğitim öğretim hayatının dışında kalmalarının ve dolayısı ile örgütlü olmayışlarının, topluma liderlik yapamayışlarının sebebi; onların hassasiyetlerinin eğitim öğretim hayatı sürecinde dikkate alınmayışı idi. Ki yakınen biliyoruz, bu problem çözüm sürecine girince, muhafazakar kesimin çocukları, eğitim öğretim hayatının içine çok hızlı bir giriş yapmışlardır. Ha belki de, kendilerine aydın apoleti takanlar, zaten bu kesimin bilinçli olmasını istemedikleri için, onların toplum ve millete yön vermesini istemedikleri için, egemenlikten ve dolayısı ile bu milletin ürettiği her şeyden muhafazakarların pay almasını istemedikleri için, böyle bir yaftayı muhafazakar kesimlerin üzerine yıkmayı yeğlemişlerdir.


On yıllar boyunca devletin bütün kademelerine, sağlık alanına, içişleri alanına, dış işleri alanına, siyasal ve sosyal alanlarına, askeri alanlarına, yargı alanına, emniyet alanına, hep bu jakoben yani milli ve manevi değerlerden uzak ama okumuş, kendini toplumdan soyutlamış, aydın, ilerici gibi göreceli kavram apoletlerini takmış kesimler, bu milleti ve bu ülkeyi istedikleri gibi yönetmişlerdir.  


Ne zaman ki, bu ülkenin değerli, milli ve manevi dğerlere saygılı evlatları, (belki köylü, belki işçi, belki çiftçi, belki esnaf olan)  ülkenin ve milletin bütün nimetlerinden pay almaya başladılar, (bakınız pay almaya başladılar diyorum diğerleri gibi karınlarını ve yedi sülalesini ihya ettiler demiyorum) işte o zaman dananın kuyruğu koptu. Bu kesimler yıllarca işe koymak istedikleri kişilere ‘Hamili Kart Yakınımdır’ diyerek hem istedikleri kişileri işe aldılar ve hem de bu milletin değerleri ile alay ettiler. Bu kesimler, muhafazakar kesimlerin işçi olmasına, köylü olmasına, hizmetli olmasına, çiftçi olmasına, madenci olmasına kısaca çağdaş köleler olmasına asla ve kat’a itiraz etmediler.  Bu kesimleri itirazları, milli ve manevi ve yerel değerlere sahip insanlar, öğretmen olmaya başlayınca, doktor olmaya başlayınca, subay olmaya başlayınca, polis ve emniyet müdürü olmaya başlayınca, hakim ve savcı olmaya başlayınca ve siyaset üretmeye ve siyasi yelpazede yer almaya başlayınca başladı.


 Son zamanlarda kıyafetime karışma gösterileri yapılıyor, bir genç kız, giyim tarzından dolayı Maçka parkından çıkarılmak istendiğini ifade ediyor, bir başkası imam-hatipli olanlara karşı kin ve nefret dolu cümleler kurabiliyor, hatta bir diğeri aynı düşünce tarzına sahip olduğu gerekçesi ile reddi hakim talebinde bile bulunabiliyor.


Bütün bunlar bana şunu gösteriyor, Türkiye’de artık taşlar yerinden oynamıştır. Bütün bu gelişmeleri, bu taşların yerinden oynamasını istemeyen, kendi statülerini kaybetmek istemeyen, egemenlik hakkının sürekli kendinde olmasını isteyen kesimlerin, siyasi erkin ve yargı erkinin devamlı kendi zihni kodundaki insanların elinde kalmasını isteyen zümrelerin nafile hamleleri olarak değerlendiriyorum.


Zira ben siyasi erkin, insanların giyim ve yaşam tarzlarına müdahil olduğuna asla şahit olmadım, park ve sokaklardaki bireysel hadiseleri de genelleştirmek abesle iştigaldir. Belki bu olumsuz örneklerin yetişme tarzları veya sosyal ve psikolojik durumları üzerinde durulup, o noktada çözümler üretilebilir. Hele hele insanların yaşam ve düşünce tarzlarını baz alarak yargı erkini töhmet altında tutacak eylem ve söylemlere prim vermek en hafif tabiri ile aymazlıktır. Bu zihin kodu, beraberinde derin düşüncesini de deşifre ediyor aslında.


‘Hamili Kart Yakınımdır’ ifadesini birazcık farklı bir boyuta taşımak istiyorum. Aslında meselenin Türkiye’nin sosyal, siyasal, askeri, yargı, emniyet ve diğer alanlarını ilgilendiren bir boyutu olduğu gibi, aynı zamanda da uluslararası bir boyutu da var. Ekonomik, siyasal ve askeri alanlarda güçlü olan devletler, kendilerinin yapmak istedikleri ve ama insanlığın ortak vicdanında kötü karneye sahip olmamak için yapamadıkları eylemleri ‘Hamili Kart Yakınımdır’ notu ile birlikte ya başka devletlere veya başka terör örgütlerine havale ediyorlar. I. ve II. Körfez Harbinde her ne kadar askeri bir başarı sağlasa bile, Irak’ta istenilen sosyal ve siyasal trnsformasyonu ( değişimi) sağlayamayan  ABD, ‘Hamili Kart Yakınımdır’ kartını yakasına iliştirdiği PYD ve PKK ile Suriye, Irak, İran ve Türkiye’ de tabiri caiz ise yeni alanlar ve yeni devletçikler ve yeni problemler üretme çabası içine giriyor. ABD, bölgede güçlü devletler ve mutlu-müreffef halklar istemiyor ve tabi ki, İsrail’i orta ve uzun vadede koruma altına almak istiyor.


Ayrıca ve yeri gelmiş iken Mescid-i Aksa özelinde Filistinlileri ve genelde Müslümanları test ederek kurduğu devleti muhkem hale getirme gayreti güden ‘Hamili Kart Yakınımdır’ kartını elinde bulunduran İsrail, ve O’na bu apoleti takan Amerika Birleşik Devletleri ,Körfez ülkelerinin birbirlerine düşmesini sağlayarak hem çok ciddi bir sömürü düzeni kuruyor ve hem de dünya kamu oyuna ‘ İYİLİK MELEĞİ’  olduğunu söylemeye çalışıyor.


Rusya’nın ise, orta ve uzun vadede çıkarlarını koruma adına ‘Hamili Kart Yakınımdır’ kartını Esed’in boynuna taktığını ve bu apolet ile Esed’in de her türlü iğrençlik ve katliamı da yaptığına hep birlikte tanıklık ediyoruz.


Tüm Dünya Müslümanlarının ve tüm Dünya Halklarının ‘Hamili Kart Yakınımdır’ apoletini yakalarından çıkarıp kendi adlarına, kendi vatanlarını ve kendi kaynaklarını korumalarının zamanının çoktan geldiğini hatırlatmak isterim. Saygılarımla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (