( (
      Mehmet Ali KULAT
Köşe Yazarı
Mehmet Ali KULAT
 

Reyhanlı’nın Kodları…

Reyhanlı’nın Kodları… Reyhanlı’ya yapılan çoklu plastik patlayıcılı terör saldırısı yüreklerimizi dağlamıştır. Bu saldırının kodlarını tahlil ve analize geçmeden önce, önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim ki; bu coğrafya rehaveti asla kaldırmıyor. Tarih boyunca bu coğrafyada yaşayıp kısmen de olsa gevşeklik ve rehavet gösterenler, bir şekilde bedel ödemişlerdir. Bunun en önemli sebebi; bu coğrafyanın jeopolitik, stratejik ve sosyo kültürel konumuyla doğrudan ilgilidir. Bu topraklarda var olmak; hele hele bu topraklarda yaşayıp, dünya muvazenesinde söz sahibi olma gayreti gösterenler; gece gündüz bir dinamizmi yaşamak zorundadırlar. Tarihte en çok medeniyete beşiklik yapan bu coğrafya’nın kültürel zenginliğini öğrenmemiz kadar; bu medeniyetlerin tepe takla oluşlarının sebep sonuç ilişkisini de görmekte fayda var. Bu gerçeğe dikkat etmeyenler, beklenmedik hezimetlere de hazır olmalıdırlar. Kaldı ki bu hezimetler genelde de bu muhteşem medeniyetlerin en zirve zamanlarında yaşanmıştır. Bu girişten sonra bu menfur saldırının kodlarını tahlile geçelim: Öncelikle bu alçak saldırıyı kim yapmış / yaptırmış olabilir; 1. Herkesin kolay tahmin edebileceği gibi ilk akla gelen SURİYE MUHABERATI. Bu cevap çok basit bir cevap olup, uluslar arası terör analizlerinde böyle basit neticelere hemen varılmaz aslında… Bu tahlilimizle tabii ki katil Esed rejimini ve insanlıktan nasipsiz muhaberatı temize çıkarmak derdinde değiliz. Kaldı ki Esed ve ona bağlı muhaberat Suriye’de bunun yüz katını her gün yapıyor. Lakin kafamızı karıştıran zaten köşeye sıkışan Esed, bu terör eylemiyle NATO başta olmak üzere dünyayı daha fazla neden karşısına alsın? Ama her şeye rağmen bu çılgın diktatör ve yamaklarının bozuk sicilleriyle bu işte bir şekilde oldukları ilk akla gelen cevaptır. Bu ihtimalin bir diğer hedefi de Türkiye’de mültecilere karşı insanlarımızın maşeri vicdanla kucak açmaları ve 200.000 den fazla Suriyeli mazlum mülteciye devlet millet dayanışmasıyla sahiplenmesini engellemek. Böylece mülteciler üzerinden bir kaos zemini oluşturmak. Mültecilere karşı refleks sürecin ikinci adımında toplumsal tepkiyi harekete geçirme hedefi olacaktır. Bu süreçte bu gayreti hangi kişi ya da gruplarda görürsek, bu işin kodlarını da daha kolay çözeceğiz. 2. Çok inandırıcı gelmemekle birlikte Özgür Suriye Ordusu vs. Esed zulmünden bıkan muhalif güçlerin Türkiye’yi tahrik edip Esed rejimini yıkmak konusunda Türkiye’yi sahaya çekmek için yapmış olmaları ihtimali. 3. En profesyonel ihtimal; bölgenin fitne merkezi Siyonist İsrail’in bu süreçte tam da beklenmedik özür dilemesinin akabinde, Türkiye’yi en geniş sınırına sahip Suriye karşısında sahaya çekip “hem İslam ülkeleri nezdinde modunda zor durumda bırakmak; hem de Türkiye’nin son yıllarda yakaladığı İslam ülkeleri ve milletleri nezdindeki yükselişini, sabıkalı hale getirmek hedeflenmiş olabilir. Böylece İsrail, kendi tarihsel kodlarında taşıdığı büyüme hayallerinin önündeki tampon coğrafyayı zayıflatmayı hedef almış olabilir ki bu bize en planlı tuzak gibi geliyor. 4. Türkiye’de misyonunu bitiren PKK sonrası toplumsal mutabakatla yakalanmaya başlanan kardeşlik havası, çok yaklaşıldığı düşünülen barışla yakalanacak hızlı büyüme ve dünya muvazenesinde söz sahibi olma ihtimali; içerde ve dışarıda şer odaklarını rahatsız ediyor. Bu zaten beklenen bir süreç. Sadece yer zaman ve şekil belli değildi. Kısa süre önce Cilvegözü’ne yapılan saldırı ve Ankara’nın göbeğinde Ak Parti Genel Merkezi ile Adalet Bakanlığına yönelik saldırılar doğrusu çok da yadırganmamıştı. Dün bu elenselerle (güreşte başlangıç taktiği) nabız yoklayanlar, toplumsal refleksi böyle kaşıyor, olabilirler. Yakalananların DHKP-C militanı oluşları da PKK’yı kullanan güçlerin yeni taşaronunun bu örgüt olduğunu gösteriyor. Ancak aslolan taşaron değil ardında ki irade ve bu iradenin beklentileridir. 5. Türkiye’nin bu süreçte en önemli avantajı dış politikaya cidden hakim bir Dışişleri Bakanı ve olayları iyi okuyan bir Başbakan ve kurmay heyetinin olması… Yoksa bu kaosu planlayanlar çoktan kutlama şampanyaları patlatıyor olacaklardı. Ancak, aynı dinamizm ne hikmetse istihbaratımızda yeterince görülmüyor ki muhtemelen bunun da en önemli nedeni istihbaratımızın yıllar yılı hedef kitle olarak kendi insanı ve kendi değerlerini görmesi; sağcı solcu, dinci dinsiz, şeriatcı vs. kurguladığı sanal düşmanlarla uğraşan entelijansiyamız uluslararası istihbaratlara son yıllarda ağırlık verse de; daha tam adapte olmuş görülmüyor. Bu durum bölgede cirit atan CIA, KGB, Mossad, muhaberat vs. istihbarat elemanlarını yeterince tespit zaafı oluşturuyor. 6. Bu terör saldırılarının önemli hedeflerinden biri de NATO’yu Türkiye üzerinden Suriye’ye girdirmek. Bu durum sınır ülkemiz Suriye’nin hayrına mıdır? Tartışılır. Bu tür saldırılar sınır ötesi ülkeler için sadece maddi bedellere neden olurken, sınır ülkelerinde telafisi on yıllarla ölçülebilecek zararlar açacaktır. Nato üyeleri içinde Suriye’ye sınırı olan tek ülke biziz. Kaldı ki bizim tek komşumuz Suriye değil; Suriye’nin bu süreçte en önemli partneri İran ve Rusya’yla da hem komşuyuz hem de ciddi ticari ilişkilerimiz var. Bunların bir anda alabora olacağını da unutmamak gerekir. Velhasıl-ı Kelam; Tarihte pek çok önemli kavşakta çok ciddi fırsatlar ya da kayıplar yaşamış bu millet; bir kere daha çoklu bu denklemi ya çözerek büyüyecek, ya da yılların emeği kazanımlarını heba edecektir. Bu vesileyle bu menfur terör eyleminde vefat eden insanlarımıza; Rabb’im’den rahmet, yaralılara acil şifa, milletimize sağduyu ve sabır, yöneticilerimize basiret ve lütfu İlahi’den yardım diliyorum.
Ekleme Tarihi: 13 Mayıs 2013 - Pazartesi
      Mehmet Ali KULAT

Reyhanlı’nın Kodları…

Reyhanlı’nın Kodları…


Reyhanlı’ya yapılan çoklu plastik patlayıcılı terör saldırısı yüreklerimizi dağlamıştır. Bu saldırının kodlarını tahlil ve analize geçmeden önce, önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim ki; bu coğrafya rehaveti asla kaldırmıyor. Tarih boyunca bu coğrafyada yaşayıp kısmen de olsa gevşeklik ve rehavet gösterenler, bir şekilde bedel ödemişlerdir. Bunun en önemli sebebi; bu coğrafyanın jeopolitik, stratejik ve sosyo kültürel konumuyla doğrudan ilgilidir.
Bu topraklarda var olmak; hele hele bu topraklarda yaşayıp, dünya muvazenesinde söz sahibi olma gayreti gösterenler; gece gündüz bir dinamizmi yaşamak zorundadırlar. Tarihte en çok medeniyete beşiklik yapan bu coğrafya’nın kültürel zenginliğini öğrenmemiz kadar; bu medeniyetlerin tepe takla oluşlarının sebep sonuç ilişkisini de görmekte fayda var. Bu gerçeğe dikkat etmeyenler, beklenmedik hezimetlere de hazır olmalıdırlar. Kaldı ki bu hezimetler genelde de bu muhteşem medeniyetlerin en zirve zamanlarında yaşanmıştır.
Bu girişten sonra bu menfur saldırının kodlarını tahlile geçelim:
Öncelikle bu alçak saldırıyı kim yapmış / yaptırmış olabilir;
1. Herkesin kolay tahmin edebileceği gibi ilk akla gelen SURİYE MUHABERATI. Bu cevap çok basit bir cevap olup, uluslar arası terör analizlerinde böyle basit neticelere hemen varılmaz aslında… Bu tahlilimizle tabii ki katil Esed rejimini ve insanlıktan nasipsiz muhaberatı temize çıkarmak derdinde değiliz. Kaldı ki Esed ve ona bağlı muhaberat Suriye’de bunun yüz katını her gün yapıyor. Lakin kafamızı karıştıran zaten köşeye sıkışan Esed, bu terör eylemiyle NATO başta olmak üzere dünyayı daha fazla neden karşısına alsın? Ama her şeye rağmen bu çılgın diktatör ve yamaklarının bozuk sicilleriyle bu işte bir şekilde oldukları ilk akla gelen cevaptır.
Bu ihtimalin bir diğer hedefi de Türkiye’de mültecilere karşı insanlarımızın maşeri vicdanla kucak açmaları ve 200.000 den fazla Suriyeli mazlum mülteciye devlet millet dayanışmasıyla sahiplenmesini engellemek. Böylece mülteciler üzerinden bir kaos zemini oluşturmak. Mültecilere karşı refleks sürecin ikinci adımında toplumsal tepkiyi harekete geçirme hedefi olacaktır. Bu süreçte bu gayreti hangi kişi ya da gruplarda görürsek, bu işin kodlarını da daha kolay çözeceğiz.

2. Çok inandırıcı gelmemekle birlikte Özgür Suriye Ordusu vs. Esed zulmünden bıkan muhalif güçlerin Türkiye’yi tahrik edip Esed rejimini yıkmak konusunda Türkiye’yi sahaya çekmek için yapmış olmaları ihtimali.

3. En profesyonel ihtimal; bölgenin fitne merkezi Siyonist İsrail’in bu süreçte tam da beklenmedik özür dilemesinin akabinde, Türkiye’yi en geniş sınırına sahip Suriye karşısında sahaya çekip “hem İslam ülkeleri nezdinde <> modunda zor durumda bırakmak; hem de Türkiye’nin son yıllarda yakaladığı İslam ülkeleri ve milletleri nezdindeki yükselişini, sabıkalı hale getirmek hedeflenmiş olabilir. Böylece İsrail, kendi tarihsel kodlarında taşıdığı büyüme hayallerinin önündeki tampon coğrafyayı zayıflatmayı hedef almış olabilir ki bu bize en planlı tuzak gibi geliyor.

4. Türkiye’de misyonunu bitiren PKK sonrası toplumsal mutabakatla yakalanmaya başlanan kardeşlik havası, çok yaklaşıldığı düşünülen barışla yakalanacak hızlı büyüme ve dünya muvazenesinde söz sahibi olma ihtimali; içerde ve dışarıda şer odaklarını rahatsız ediyor. Bu zaten beklenen bir süreç. Sadece yer zaman ve şekil belli değildi. Kısa süre önce Cilvegözü’ne yapılan saldırı ve Ankara’nın göbeğinde Ak Parti Genel Merkezi ile Adalet Bakanlığına yönelik saldırılar doğrusu çok da yadırganmamıştı. Dün bu elenselerle (güreşte başlangıç taktiği) nabız yoklayanlar, toplumsal refleksi böyle kaşıyor, olabilirler. Yakalananların DHKP-C militanı oluşları da PKK’yı kullanan güçlerin yeni taşaronunun bu örgüt olduğunu gösteriyor. Ancak aslolan taşaron değil ardında ki irade ve bu iradenin beklentileridir.

5. Türkiye’nin bu süreçte en önemli avantajı dış politikaya cidden hakim bir Dışişleri Bakanı ve olayları iyi okuyan bir Başbakan ve kurmay heyetinin olması… Yoksa bu kaosu planlayanlar çoktan kutlama şampanyaları patlatıyor olacaklardı. Ancak, aynı dinamizm ne hikmetse istihbaratımızda yeterince görülmüyor ki muhtemelen bunun da en önemli nedeni istihbaratımızın yıllar yılı hedef kitle olarak kendi insanı ve kendi değerlerini görmesi; sağcı solcu, dinci dinsiz, şeriatcı vs. kurguladığı sanal düşmanlarla uğraşan entelijansiyamız uluslararası istihbaratlara son yıllarda ağırlık verse de; daha tam adapte olmuş görülmüyor. Bu durum bölgede cirit atan CIA, KGB, Mossad, muhaberat vs. istihbarat elemanlarını yeterince tespit zaafı oluşturuyor.

6. Bu terör saldırılarının önemli hedeflerinden biri de NATO’yu Türkiye üzerinden Suriye’ye girdirmek. Bu durum sınır ülkemiz Suriye’nin hayrına mıdır? Tartışılır. Bu tür saldırılar sınır ötesi ülkeler için sadece maddi bedellere neden olurken, sınır ülkelerinde telafisi on yıllarla ölçülebilecek zararlar açacaktır. Nato üyeleri içinde Suriye’ye sınırı olan tek ülke biziz. Kaldı ki bizim tek komşumuz Suriye değil; Suriye’nin bu süreçte en önemli partneri İran ve Rusya’yla da hem komşuyuz hem de ciddi ticari ilişkilerimiz var. Bunların bir anda alabora olacağını da unutmamak gerekir.
Velhasıl-ı Kelam;
Tarihte pek çok önemli kavşakta çok ciddi fırsatlar ya da kayıplar yaşamış bu millet; bir kere daha çoklu bu denklemi ya çözerek büyüyecek, ya da yılların emeği kazanımlarını heba edecektir.
Bu vesileyle bu menfur terör eyleminde vefat eden insanlarımıza; Rabb’im’den rahmet, yaralılara acil şifa, milletimize sağduyu ve sabır, yöneticilerimize basiret ve lütfu İlahi’den yardım diliyorum.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (