( (
Selçuk Özdağ
Köşe Yazarı
Selçuk Özdağ
 

Cuma Müjdesi (!?)

Yandaş TV'ler, gazeteler Cumhurbaşkanı Cuma günü çok önemli açıklamalar yapacak, müjde verecek diye haberler yapıyorlar. Amaç, vatandaşın merak duygusunu tahrik etmek, gündemden uzaklaştırmak, dikkatleri cuma gününe ve CB'na odaklamak.   Aslında açıklayacağı şey belli, muhtemelen Karadeniz'de bulunan gazın haberi verilecek. Bunun için böyle haberler yapmaya, beklenti yaratmaya gerek var mı? Yok. Amaç elde başka kart kalmayınca bu tür haberlerle vatandaşı yerinde tutmak, ekonomik krizin sonlanacağı izlenimi uyandırmak, hayali gerçeğin yerine ikame etmektir.   Daha önce de yüzlerce defa petrol ve gaz bulduk, uçak yaptık, otomobilimiz yollara çıktı, sonra ne oldu, hepsi yalan çıktı. Saray, köşeye sıkıştığı zaman bu tür haberlerle zaman kazanmaya, hayal satarak toplumsal tabanını korumaya çalışıyor.   Diyelim ki bulundu, bunu ekonomik bir değere çevirmek yıllar alır, ekonomiye yansıması da öyle. İnşallah bulunmuştur da yıllar sonra da olsa bizden sonraki kuşaklara bir faydası olur.   Lakin, Türkiye'nin esas ihtiyacı bu mudur? Vatandaşın rahatsızlığı, içinde bulunduğu ruh halinin tek  sebebi ekonomik kriz midir?   Arap ülkelerinde petrolün de gazın da alası var, her gün milyonlarca varil çıkarıyorlar. Ama özgürlük yok, demokrasi yok, adalet yok, hukuk güvencesi yok, refah yok, insanca bir hayat yok. Çağımızın insanı, elbette iyi bir ekonomik hayat istiyor, ama adalet de istiyor, demokrasi de istiyor, insan merkezli bir siyaset ve yönetim de istiyor. Petrolü olup hiç bir şeyi olmayan ülkeler gibi olmaktansa petrolü olmayıp adam gibi bir demokrasisi, insan eksenli bir yönetimi, çoğulcu bir siyaseti olan bir ülke olmak bin defa daha evladır. Çağın insanına eğer mankurtlaşmamış, tebalaştırılmamışsa size gaz verip özgürlüğünüzü alalım diyemezsiniz. Çünkü kazandığınızı, adil, barışçı, özgür bir düzende ancak ağız tadıyla yiyebilirsiniz.   Saray daha hala bu ülkenin gerçek ihtiyaçlarının farkında değil. İnsanlar adalet istiyor, temel hak ve özgürlüklerine dokunulmamasını istiyor, yönetimde liyakat istiyor, partizanlığın bırakılmasını istiyor, herkese eşit muamele edilmesini istiyor, yarınına güvenle bakmak istiyor, devletin aile devleti haline getirilmemesini istiyor, şeffaflık istiyor. Bunlar olmadıktan sonra petrolünüzün, gazınızın ne önemi var. Üstelik bu gibi siyasi açıklamaların siyaset üretememekten, ekonomik krizi önleyecek elde herhangi bir malzeme kalmamasından kaynaklandığını biliyor. Çünkü bugünden yarına hiç bir şey değişmeyecek, bir kaç gün toplum bu hayalle avutulup, birkaç gün sonra önüne başka bir hayali malzeme atılacak. O petrolün faydasının kendinden çok muktedirlerin zenginliğine yarayacağını Arap tecrübesinden görüyor.   Çok kızmaya da gerek yok, TV ekranlarında bu kadar yalancı, bu kadar oportünist yorumcu olduktan sonra ayı, güneşi, yıldızları bile vatandaşa umut diye satmak mümkün. Zaten herkes öyle yapmıyor mu, kimi yanmayan kefen satıyor, kimi sirat köprüsünden geçirecek terlik satıyor, siyasetçi de o terliğin, kefenin politikçesini satıyor. Yalanın bu kadar mümini olduktan sonra daha neleri satmazlar ki? Ülkede satılmadık kar eden müessese bırakma sonra da gaz bulduk diye umut sat. Eldekini satmasaydınız, ne petrole ne gaza ihtiyacımız olurdu. Türkiye'nin esas sorunu bu yalan siyaseti ve ona hiç bir sorgulama yapmadan körü körüne inanan kitlelerin durumudur. Eblehler var oldukça yalanın saltanatı da var olmaya devam edecektir.
Ekleme Tarihi: 22 Ağustos 2020 - Cumartesi
Selçuk Özdağ

Cuma Müjdesi (!?)

Yandaş TV'ler, gazeteler Cumhurbaşkanı Cuma günü çok önemli açıklamalar yapacak, müjde verecek diye haberler yapıyorlar. Amaç, vatandaşın merak duygusunu tahrik etmek, gündemden uzaklaştırmak, dikkatleri cuma gününe ve CB'na odaklamak.

 

Aslında açıklayacağı şey belli, muhtemelen Karadeniz'de bulunan gazın haberi verilecek. Bunun için böyle haberler yapmaya, beklenti yaratmaya gerek var mı? Yok. Amaç elde başka kart kalmayınca bu tür haberlerle vatandaşı yerinde tutmak, ekonomik krizin sonlanacağı izlenimi uyandırmak, hayali gerçeğin yerine ikame etmektir.

 

Daha önce de yüzlerce defa petrol ve gaz bulduk, uçak yaptık, otomobilimiz yollara çıktı, sonra ne oldu, hepsi yalan çıktı. Saray, köşeye sıkıştığı zaman bu tür haberlerle zaman kazanmaya, hayal satarak toplumsal tabanını korumaya çalışıyor.

 

Diyelim ki bulundu, bunu ekonomik bir değere çevirmek yıllar alır, ekonomiye yansıması da öyle. İnşallah bulunmuştur da yıllar sonra da olsa bizden sonraki kuşaklara bir faydası olur.

 

Lakin, Türkiye'nin esas ihtiyacı bu mudur? Vatandaşın rahatsızlığı, içinde bulunduğu ruh halinin tek  sebebi ekonomik kriz midir?

 

Arap ülkelerinde petrolün de gazın da alası var, her gün milyonlarca varil çıkarıyorlar. Ama özgürlük yok, demokrasi yok, adalet yok, hukuk güvencesi yok, refah yok, insanca bir hayat yok. Çağımızın insanı, elbette iyi bir ekonomik hayat istiyor, ama adalet de istiyor, demokrasi de istiyor, insan merkezli bir siyaset ve yönetim de istiyor. Petrolü olup hiç bir şeyi olmayan ülkeler gibi olmaktansa petrolü olmayıp adam gibi bir demokrasisi, insan eksenli bir yönetimi, çoğulcu bir siyaseti olan bir ülke olmak bin defa daha evladır. Çağın insanına eğer mankurtlaşmamış, tebalaştırılmamışsa size gaz verip özgürlüğünüzü alalım diyemezsiniz. Çünkü kazandığınızı, adil, barışçı, özgür bir düzende ancak ağız tadıyla yiyebilirsiniz.

 

Saray daha hala bu ülkenin gerçek ihtiyaçlarının farkında değil. İnsanlar adalet istiyor, temel hak ve özgürlüklerine dokunulmamasını istiyor, yönetimde liyakat istiyor, partizanlığın bırakılmasını istiyor, herkese eşit muamele edilmesini istiyor, yarınına güvenle bakmak istiyor, devletin aile devleti haline getirilmemesini istiyor, şeffaflık istiyor. Bunlar olmadıktan sonra petrolünüzün, gazınızın ne önemi var. Üstelik bu gibi siyasi açıklamaların siyaset üretememekten, ekonomik krizi önleyecek elde herhangi bir malzeme kalmamasından kaynaklandığını biliyor. Çünkü bugünden yarına hiç bir şey değişmeyecek, bir kaç gün toplum bu hayalle avutulup, birkaç gün sonra önüne başka bir hayali malzeme atılacak. O petrolün faydasının kendinden çok muktedirlerin zenginliğine yarayacağını Arap tecrübesinden görüyor.

 

Çok kızmaya da gerek yok, TV ekranlarında bu kadar yalancı, bu kadar oportünist yorumcu olduktan sonra ayı, güneşi, yıldızları bile vatandaşa umut diye satmak mümkün. Zaten herkes öyle yapmıyor mu, kimi yanmayan kefen satıyor, kimi sirat köprüsünden geçirecek terlik satıyor, siyasetçi de o terliğin, kefenin politikçesini satıyor. Yalanın bu kadar mümini olduktan sonra daha neleri satmazlar ki? Ülkede satılmadık kar eden müessese bırakma sonra da gaz bulduk diye umut sat. Eldekini satmasaydınız, ne petrole ne gaza ihtiyacımız olurdu. Türkiye'nin esas sorunu bu yalan siyaseti ve ona hiç bir sorgulama yapmadan körü körüne inanan kitlelerin durumudur. Eblehler var oldukça yalanın saltanatı da var olmaya devam edecektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (