( (
Ahmet Turan
Köşe Yazarı
Ahmet Turan
 

ZADE’NİN KORONA SETİ

Sokağa çıkma kısıtlaması, çalışanlar için mücadele azmini artıran enerjiye dönüşmeye başladı. Sağlık sistemindeki güçlü altyapımız, sağlık çalışanlarının hekimlerimiz dahil tek vücut olarak mücadele azmini ortaya koymaları, bu enerjinin önemli bir halkasını oluşturuyor. Bunu nasıl gördük. Haber ve yorumlar için markalarımızı ziyaret ediyoruz. Görmek ve konuşmak durumundayız. Helvacızadeye uğradık. Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, şirketin İstanbul temsilcisi Kadir Büyükhelvacıgil’i uğurlamak için bahçeye inmiş olduğu için ofisine birlikte çıktık. Ama öncesinde samimi bir yönetim anlayışını gördük. Bahçeye inen yakın çalışma arkadaşları maskeli ve mesafeli duruyor. Tahir bey, uğurlamanın ardından ekip arkadaşlarına korona mucidi olan ve gülüşmelere yol açan dirsek ve ayak selamlaşması yaptı. Ekip el pençe ve somurtma yerine, neşeli ve çok rahattı. Hatta ayakkabı muhabbeti bile yapıldı. Tabii gittiğiniz yerde yönetim kurulu başkanı dahil herkesin güler yüzlü olması, sizi de rahatlatıyor. Muhabbet daha samimi bir ortam bulmuş oluyor. Tahir Büyükhelvacıgil, şirketin dışında Konya Sanayi Odası Meclis Başkanlığı ve Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanlığı görevini de yürütüyor. Yani dert bir değil elvan, elvan. Ama karamsar değil. Çok çalışmaya alışmış. Çok iyi derecede İngilizce konuştuğu için TOBB’un yurtdışındaki programlarına Türkiye’yi temsilen konuşmacı olarak katılıyor. Tabii bu tecrübeler bizim bilgi alma alanımızı genişletiyor. Sordukça soruyoruz. Öncelik korona ve bizim durumumuz. Zade Vital’in ürettiği C vitamini dahil gıda takviyelerinden oluşan korona setini aldık. Türkiye’nin önemli iş adamları ve siyasetçiler bu setten almış. Yerli ve milli özlemimiz var ya. Yabancı bir markanın ürünü olmadığını görünce hem rahatlıyor, hem de seviniyorsunuz. Bunu duyguyu seti alan birçok iş adamı da paylaşmış. Virüsün etkisini sorduk ya. İşte aldığımız cevap. “Koronavirüs salgını, finans, imalat sanayi, ulaşım, lojistik, turizm ve tarım gibi birçok sektörü derinden etkilerken, gıda arz ve güvenliğini de tehdit ediyor. Pandemi nedeniyle tarım ürünleri dış ticaretinde de yeni bir döneme girildi. Bir belirsizlik dönemindeyiz. Bilinmeyen, tanımlanamayan bir düşmanla mücadele etmeye çalışıyoruz. Bu hiç kolay değil. Üstelik bu mücadelenin aşı ya da tedavi yöntemleri bulunana kadar devam edeceğini öngörebiliriz. Tarım ve gıda alanında çok önemli düzenlemelerin, ihracat ve ithalat yasaklarının yaşanacağı bir döneme girildi. Artık istediğimizi istediğimiz yerden ithal edemeyeceğiz. Her ülke kendi kendisine yetmek ve üretimi ön plana almak zorunda. Pek çok ülke ürün tedariki için Türkiye’ye yöneliyor. Ancak Türkiye’nin henüz buna yeteri kadar hazırlıklı olduğunu söyleyemiyoruz. Türkiye Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’nde 113 ülke arasında 41’nci sırada yer alıyor. Doğru strateji ve politikalarla kısa sürede bu endekste yukarılara çıkabiliriz. Tarımsal üretim potansiyeli bakımından çok büyük zenginliğe sahibiz. Ancak bunu yeterince değerlendiremediğimiz de çok açık. Bunun nedenlerine kafa yormalıyız. Tarım destekleriyle daha sağlıklı işleyen, planlı üretimi teşvik eden ve uzun vadeli bir şekilde gıda arz güvenliğini sağlamayı amaçlayan politikaları hayata geçirmek için çalışmalıyız. Türkiye Avrupa’nın tarımsal ihtiyaçlarını karşılayabilir ve tarımda özüne dönerek, yıldız ülke olabilir. Yeni dönemi ve geleceği iyi okumalı, hızla gerekli önlemleri alarak harekete geçmeliyiz.  Türkiye, uzun yıllardır temel gıda maddelerinden en fazla yağlı tohumlar ve bitkisel yağa döviz ödüyor. 2019 yılı için Türkiye ithalatının ilk 10 kalemi içerisinde. Bitkisel yağ sektörünün yıllık ticaret hacmi yaklaşık 9 milyar dolar. En büyük ithalat kalemlerimizden birini oluşturan yağlı tohumlar ve türevlerinde ham madde bakımından yüzde 75 oranında dışa bağımlıyız. ‘Hububat Ticareti, Bitkisel Yağ ve Hayvan Yemi’ sektörleri 2020 yılı ilk iki ayında en çok ithalatı gerçekleştiren sektörler oldu. Toplam ithalatın % 45,6’sı, bir başka ifadeyle yarıya yakını bu üç sektör tarafından yapıldı. 108 milyon dolar ile bitkisel yağ sektörü ikinci sırada yer alırken geçen yıla göre artış %33,1 gözüküyor. Yağlı tohumları ‘stratejik ürün’ ilan etmeliyiz. Yeni bir üretim seferberliği başlatmalıyız. Türkiye’nin kendi kendine yeten bir ülke olması için bu adımların atılması zorunlu hale gelmiştir.” Markalarımızı ziyaret etmenin katkısını görüyorsunuz. Ülkemize fayda sağlayacak sektörlerin teşhis ve tedavisi hazır. Sadece uygulamak kalıyor. Teşekkürler Helvacızade. Teşekkürler Tahir Büyükhelvacıgil.  
Ekleme Tarihi: 24 Nisan 2020 - Cuma
Ahmet Turan

ZADE’NİN KORONA SETİ

Sokağa çıkma kısıtlaması, çalışanlar için mücadele azmini artıran enerjiye dönüşmeye başladı.

Sağlık sistemindeki güçlü altyapımız, sağlık çalışanlarının hekimlerimiz dahil tek vücut olarak mücadele azmini ortaya koymaları, bu enerjinin önemli bir halkasını oluşturuyor.

Bunu nasıl gördük.

Haber ve yorumlar için markalarımızı ziyaret ediyoruz.

Görmek ve konuşmak durumundayız.

Helvacızadeye uğradık.

Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, şirketin İstanbul temsilcisi Kadir Büyükhelvacıgil’i uğurlamak için bahçeye inmiş olduğu için ofisine birlikte çıktık.

Ama öncesinde samimi bir yönetim anlayışını gördük.

Bahçeye inen yakın çalışma arkadaşları maskeli ve mesafeli duruyor. Tahir bey, uğurlamanın ardından ekip arkadaşlarına korona mucidi olan ve gülüşmelere yol açan dirsek ve ayak selamlaşması yaptı.

Ekip el pençe ve somurtma yerine, neşeli ve çok rahattı. Hatta ayakkabı muhabbeti bile yapıldı.

Tabii gittiğiniz yerde yönetim kurulu başkanı dahil herkesin güler yüzlü olması, sizi de rahatlatıyor. Muhabbet daha samimi bir ortam bulmuş oluyor.

Tahir Büyükhelvacıgil, şirketin dışında Konya Sanayi Odası Meclis Başkanlığı ve Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanlığı görevini de yürütüyor.

Yani dert bir değil elvan, elvan.

Ama karamsar değil. Çok çalışmaya alışmış.

Çok iyi derecede İngilizce konuştuğu için TOBB’un yurtdışındaki programlarına Türkiye’yi temsilen konuşmacı olarak katılıyor.

Tabii bu tecrübeler bizim bilgi alma alanımızı genişletiyor. Sordukça soruyoruz.

Öncelik korona ve bizim durumumuz.

Zade Vital’in ürettiği C vitamini dahil gıda takviyelerinden oluşan korona setini aldık. Türkiye’nin önemli iş adamları ve siyasetçiler bu setten almış.

Yerli ve milli özlemimiz var ya. Yabancı bir markanın ürünü olmadığını görünce hem rahatlıyor, hem de seviniyorsunuz.

Bunu duyguyu seti alan birçok iş adamı da paylaşmış.

Virüsün etkisini sorduk ya. İşte aldığımız cevap.

“Koronavirüs salgını, finans, imalat sanayi, ulaşım, lojistik, turizm ve tarım gibi birçok sektörü derinden etkilerken, gıda arz ve güvenliğini de tehdit ediyor. Pandemi nedeniyle tarım ürünleri dış ticaretinde de yeni bir döneme girildi. Bir belirsizlik dönemindeyiz. Bilinmeyen, tanımlanamayan bir düşmanla mücadele etmeye çalışıyoruz. Bu hiç kolay değil. Üstelik bu mücadelenin aşı ya da tedavi yöntemleri bulunana kadar devam edeceğini öngörebiliriz. Tarım ve gıda alanında çok önemli düzenlemelerin, ihracat ve ithalat yasaklarının yaşanacağı bir döneme girildi. Artık istediğimizi istediğimiz yerden ithal edemeyeceğiz. Her ülke kendi kendisine yetmek ve üretimi ön plana almak zorunda. Pek çok ülke ürün tedariki için Türkiye’ye yöneliyor. Ancak Türkiye’nin henüz buna yeteri kadar hazırlıklı olduğunu söyleyemiyoruz.

Türkiye Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’nde 113 ülke arasında 41’nci sırada yer alıyor. Doğru strateji ve politikalarla kısa sürede bu endekste yukarılara çıkabiliriz. Tarımsal üretim potansiyeli bakımından çok büyük zenginliğe sahibiz. Ancak bunu yeterince değerlendiremediğimiz de çok açık. Bunun nedenlerine kafa yormalıyız. Tarım destekleriyle daha sağlıklı işleyen, planlı üretimi teşvik eden ve uzun vadeli bir şekilde gıda arz güvenliğini sağlamayı amaçlayan politikaları hayata geçirmek için çalışmalıyız. Türkiye Avrupa’nın tarımsal ihtiyaçlarını karşılayabilir ve tarımda özüne dönerek, yıldız ülke olabilir. Yeni dönemi ve geleceği iyi okumalı, hızla gerekli önlemleri alarak harekete geçmeliyiz. 

Türkiye, uzun yıllardır temel gıda maddelerinden en fazla yağlı tohumlar ve bitkisel yağa döviz ödüyor. 2019 yılı için Türkiye ithalatının ilk 10 kalemi içerisinde. Bitkisel yağ sektörünün yıllık ticaret hacmi yaklaşık 9 milyar dolar. En büyük ithalat kalemlerimizden birini oluşturan yağlı tohumlar ve türevlerinde ham madde bakımından yüzde 75 oranında dışa bağımlıyız. ‘Hububat Ticareti, Bitkisel Yağ ve Hayvan Yemi’ sektörleri 2020 yılı ilk iki ayında en çok ithalatı gerçekleştiren sektörler oldu. Toplam ithalatın % 45,6’sı, bir başka ifadeyle yarıya yakını bu üç sektör tarafından yapıldı. 108 milyon dolar ile bitkisel yağ sektörü ikinci sırada yer alırken geçen yıla göre artış %33,1 gözüküyor. Yağlı tohumları ‘stratejik ürün’ ilan etmeliyiz. Yeni bir üretim seferberliği başlatmalıyız. Türkiye’nin kendi kendine yeten bir ülke olması için bu adımların atılması zorunlu hale gelmiştir.”

Markalarımızı ziyaret etmenin katkısını görüyorsunuz.

Ülkemize fayda sağlayacak sektörlerin teşhis ve tedavisi hazır.

Sadece uygulamak kalıyor.

Teşekkürler Helvacızade.

Teşekkürler Tahir Büyükhelvacıgil.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (