( (
Numan Aladağ
Köşe Yazarı
Numan Aladağ
 

EĞİTİM VE ÖĞRETMİN ÖNEMİ

Değerli okuyucularımız, Site ailesi olarak, 2019, 2020 eğitim yılının, Türk gençliğine ve Türk Milletine başarılı olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyoruz.   Numan Aladağ diyor ki: "Çocuklar anne ve babaların müşterek eseridir." Onları evde, okulda, iyi bir şekilde terbiye emek, ahlaklı olgun birer kişi olarak topluma kazandırmak, bizim için kutsal ve şerefli bir ödevdir. Yetiştirdiğimiz çocuklarla göğsümüz kabarmalı. Onlara öyle bir terbiye verelim ki Türk olduklarını her yerde gösterebilsinler. Bundan dolayı, milletimizin ahlak anlayışını ve düşünüşünü de çocuklarımıza iyi benimsetmemiz gerekir.    Dünyanın neresinde olursak olalım Türk olduğumuz göze çarpabilsin. Konuşmalarımızı düşünce ve davranışlarımızı, milletimizi ahlak anlayışına yakışabilecek şekilde olabilmesi için, okullarımızda "Türk Ahlakı" adı altında Avustralia-Silver şehri, Brokin Hil savaşında, iki kahraman Türk'ün zaferini, mükemmel tarih ders kitabı hazırlayarak okutulması, iç-dış vatan hainlerini hayal kırıklığına uğratmak yerinde olacaktır.   Cenab-ı Allah, Kur'an-ı Kerim de; "Sakın cahillerden olma" "Cahillerden yüz çevir" buyuruyor... bir  çok ayet ve hadis-i şerifte cehalet yerilmiş; ilim eğitimi, okuma-yazma teşvik edilerek övülmüştür.    İslam dini; bir taraftan ilme, okumaya, öğrenmeye büyük önem verirken diğer taraftan da ilim öğrenmeyi kadın-erkek her Müslüman'a farz kılmıştır. Bu konuda karşılaşabilecek bütün zorluk ve meşakkatlere rağmen ilim öğrenmeyi tavsiye ederek, ilim rütbesini en büyük rütbe olarak kabul etmiştir.   Değerli okuyucularımız!  Müslümanlıkla cehalet bribiriyle bağdaşmaz. Cehaletin ve geriliğin İslam dininde asla yeri yoktur. Çünkü cehalet, insanın şeref, haysiyet ve onurunu ayaklar altına düşüren en kötü sıfattır.    Anne babalar, Cenab-ı Allah'ın bizlere birer emaneti olan çocuklarımız arasında yozlaşma ve kendi Milli değerlerine yabancılaşma daha fazla yaygınlaşmadan gerekli önlemleri almalıyız.    Unutulmamalıdır ki yeni yetişen nesiller, milletlerin geleceği ve en önemli güç kaynağıdır. Onun içindir ki het millet, kendi geleceğini teminat altına almak, Milli ve manevi değerlerini yükseltip geliştirmek amacıyla bilgili, görgülü, çalışkan ve üreterek yerli sermayeye önem veren nesiller yetiştirmeye özen göstermektedir. Eğer yeni yetişen nesiller eğitimden ve üretimden mahrum bırakılırlarsa veya ruhunda özen gösterdiği ilgiyle eğitilmezlerse her türlü ahlaksızlıklara ve Fetö denen riyakar "İhanet şebekeleri" nin, ağlarına düşmeye müsait hale gelirler.     Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın her türlü kötülüklere bulaşmaması; ailesine, vatanına, Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağına, milletine ve bütün insanlığa faydalı bireyler olarak yetişmesi, ruhunda Allah korkusu ve vatan kavramı olan herkesin en büyük arzusudur.   Değerli okuyucularımız! 2019, 2020 yani bir eğitim öğretim yılı başladı: Eğitimin temeli ailede başlar; okulla ve çevreyle devam eder. Her çocuk, ailesinden, öğretmeninden, okulundan ve çevresinden aldığı bilgi ve davranışlarrının etkisi altındadır. Bu noktada, kız-erkek ayrımı yapmaksızın çocuklarımızın eğitimi için maddi-manevi bütün imkanlarımızı seferber edelim.   Unutmayalım! İslam'ın gayesi, insanı kemale erdirmektir. Bu da ancak nesillerimizin daima ruhunda Allah korkusu ve ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağı sevgisi ile ve iyi eğitmekle mümkündür.   Türküm, müslümanım ve vatanseverim diyen yöneticilerİn dikkatine: Lafla Müslümanım, Türküm, vatanseverim demek olmaz. Örneğin; bir kişi inşaat mühendisliği diploması almış ama, sıva, kalıp, demir döşeme işlerini yapamıyor. O diploma, sadece etiket edinmekten başka bir şey olamaz. O zaman, içimizdeki Fetö gibi riyakarların, çocuklarımızı hegemonyasına almamak için, yetkililerin dikkat etmesi gerekir.    Okula giden genç nesillere, özellikle domuz eti ürünlerini satan mağazalara dikkat etmeleri için uyarmalıdırlar. Bu mağaza zincirleri, anarşik-ekonomik terör oluşturmanın gizli adresi olduğunu, raf bedeli şartı ile yaptıklarını gösteriyorlar. Çocukların domuz eti ürünlerine el vermesi, haram ve mekruhtur. Çocuklarını düşünen  bu mağaza zincirlerine dikkat etmesi gerekir.   Eğitim nedir? İnsanları ruhen ve bedenen terbiye etmeğe eğitim denir. Fertlerin ve toplumların huzur ve güven içinde yaşamalarında terbiyenin çok önemli ve etkili rölü vardır. Anne-baba, öğretmeninden ve çevresinden terbiye görmüş kişiler zararlı işlere daima uzak kalırlar. Böyle insanlar her zaman ve her yerde ruhunda Allah korkusunu ve vatan kavramını taşıyarak, faydalı işlerle uğraşmaktan zevk alırlar. Kendilerini ve içinde bulundukları toplumun yaşama düzenini her geçen gün iyiye doğru götürürler. Bu ahlaka sahip olanlar, yerli malını tüketmeye özen gösterirler ve ülkenin sanayi ötesi toplum olması için çalışıp üretim yaparlar.   Terbiye konusuna önem vermeyen kişiler ve toplumlar huzursuzluk ve kargaşalık içinde yaşamaktan kendilerini kolay kolay kurtaramazlar. Böyle bir toplumun içinde dünyanın en mükemmel kanunları ve güvenlik kuvvetleri dahi günün birinde etkisiz hale gelir. Ama insanlara (Okula giden gençlik), Allah korkusu ve vatan kavramının önemini anlatıp iyi eğitilirlerse ne adliye ne de polis-Jandarmaya ihtiyaç kalmaz. Stratejik kurumlar, düşmanlara karşı daha iyi çalışma imkanı elde etmiş olurlar.   Kalblere ve kafalara Allah korkusunu, milli duyguya dayanan düşünce ve davranışları aşılayıp yerleştirebilirsek işte o zaman huzur, güven ve refah içinde yaşayan bahtiyar bir Türk Milleti oluruz.   Numan Aladağ diyor ki: "Huzur ve güven içinde yaşamak, ilk önce karapara hareketliliği kontrol edilmelidir. Maddi-manevi konulara eşit ölçüde önem vermekle mümkündür." ve "Öğretim ve terbiye düzenine öyle bir yön verelim ki onun nimetlerinden faydalanan herkes mutlu bir hayat düzenine kavuşabilsin. Bu da öğretim ve terbiye alanında yapacağımız köklü ve çok esaslı yeniliklere ve yerli sermayeye, üretime ve riyakar olmayan vatansever işadamlarına destek olup, önem vermeye bağlıdır."    Anne-baba'lar ve öğretmenler: Bir milleti, millet olarak yaşatan ve şahsiyet sahibi yapan en esaslı unsur, Milli kültürdür. Kaynağı o milletin tarihinden, dil, din, ahlak, sanat ve geleneklerinden alan Milli kültür, Milli dayanışmanın, birlik ve beraberliğin temelidir.   Milli kültür, milli şuuru yaratır. Milli şuurunu kaybeden milletler, sanayi ötesi toplum olup teknik de ilerleseler dahi, benliklerini ve istiklallerini koruyamazlar.   Onun içindir ki, milli varlık ve istiklalimizin temeli olan kültürümüzü yaratan, şekil ve içeriği ile Türk milletine şahsiyetini kazandırmış olan fikir ve sanat eserleriyle, insanlığın müşterek malı sayılan fikir ve sana'at eserlerini çağdaş ilim ve teknolojinin değerli mahsullerini aziz Türk milletine sunmak, riyakar, çıkarcı ve vatan hainlerine karşı milli şuurumuzu canlı ve uyanık tutmamızın ilk şartıdır.   Netice olarak, tarihimizden kuvvet alıp geleceğe yön verecek ruhunda vatan kavramı olan, daima üretime önem veren gençlik yetiştirmede herkese büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.   Öğretmen ve öğrencilerin birbirlerine karşı sorumlulukları, öğrencilerin önderi öğretmenlerdir.    Okul hayatında, öğrencilerin gözü daima öğretmenlerindedir. Bundan dolayı her öğretmen konuşmasını, düşünce ve davranışlarını, temizliği, giyim ve kuşamını öğrencilerine örnek olabilecek şekilde tanzim etmelidir. Her insan öğretmen olamaz; çünkü öğretmenlik mesleğinin yükü ağırdır. Öğretmenler, milli ve dini ahlakımıza, milli menfaatlerimize, öğretmenlik mesleğinin haysiyet ve şerefine yakışmayan her türlü haram ve yasak olan ahlaksızlıklara kararşı kendilerini uzak tutmak mecburiyetindedirler.   Okulda öğrencilere, sigaranın, içkinin ve kapitalizmin zehiri olan içeceğin ve güneş gören pet şişelerde ki hazır suyun zararlarını anlatması gerekir. Ayrıca yerli (Milli) sermaye tarafından üretillen ürünlerin tüketilmesinin, milli bir görev olduğunu anlatmalıdır.    Yerli sermaye tarafından üretilmeyen ürünlerin tüketilmesi, iç ve dış vatan haini düşmanları sevindirmek ve ekonomik bakımından güçlü kılmak demektir. Öğretmenin, öğrencilerin olduğu yerde sigara içmemeleri gerekir. Onun için, her öğretmen okul içinde ve dışında uyanık, dikkatli ve ölçülü hareket etmek zorundadır.    Hepimiz aynı milletin, aynı memleketin insanlarıyız. Öğrencilerimize karşı bir anne-baba şefkatiyle ilgi göstermeliyiz. Öğrencilerin de öğretmenlerine karşı, okul içinde ve dışında, içten gelen samimiyet dolu saygı ve hürmet göstermeleri, öğrencilik ödevlerinin başında yer alır. Okul içinde ve dışında öğretmen ve öğrencilerin samimiyet ve otoriteyi beraberce yürütmeleri, çalışma ve dinlenme anlayışlarına hız ve güç kazandıracaktır.   Ruhunda Allah korkusu ve vatan kavramı olan herkesin müşterek amacı kendimize ve öğrencilere sorumluluk duygu ve düşüncesini kazandırmak olmalıdır.   Öğretmen nasıl olmalıdır? Öğretmenlerde aranacak şartlar: Öğretmen, kesinlikle sigara içmemelidir şartı getirilmelidir. Öğretmen olabilmek için, stratejik kurumlarda görevlendirilecek elemanlarda aranan güvenlik soruşturması şartlarının aynısı öğretmenlerde de aranmalıdır. Çocuklarımızın okul hayatı boyunca öğretmenlere emanet ediliyor. Onun içindir ki, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen alımlarında stratejik önlem ve şartları esas alarak öğretmen adaylarını belirlemelidir. Kesinlikle hatır ve iltimas olmamalıdır. Bunun en önemli öreneği, bir zamanlar Fetö denen riyakar "İhanet şebekesi" ne de, dikkat edilmedi ve 15 Temmuz olaylar patlak verdi.   Eğer ki, iş başında ki, hükümet rahat ve huzur içerisinde görev yapmak istiyorsa o zaman, öğretmen olabilecek kişilerde ki, Milli duygu ve düşünce şartları ilk sırada yer almalıdır. Öğretmenin duygu ve düşüncesi, çocuklara anne-baba kadar etkilidir.    Milli Eğitim Bakanlığına öneri:  Öğretmen olabilmek için, kesinlikle sigara içmemelidir şartını koymalıdır. Bu şart, hem çocukların eğitimi için hem de milli ekonomi için stratejik önem taşımaktadır. Onun içindir ki, öğrenmen olan kişi, kesinlikle sigara içmemelidir. Bazı kişiler bu şart'a karşı çıkabilir ama, sigara içme yasağı, insanların iradesini kuvvetlendirerek, sigara içmekten vazgeçer. Ve bu şart, caydırıcılık için, zorlamadan çok etkili olur. Öğretmen olmak istiyorsan, sigara içmeyeceksin. Eğer öğretmen olmak istemiyorsan ve işsiz kalmak istiyorsan sigara içmeye devam et, takdir senindir.    NOT: Bunun en büyük örneği: Otobüslerde sigara içme yasağıdır.   Numan Aladağ, Milli eğitim Bakanlığı yetkililerine diyor ki: "Bir işi yapmak isteyen bir çare bulacak. Hiç bir iş yapmak istemeyen bir bahane bulacak." seslenişini esas alarak acilen sigara içme yasağına çözüm getirmelidir. "İmam ne yaparsa, cemaat ne yapar" sözünü esas alarak, öğrenci öğretmenin sigara içtiğini görünce, öğrenci de elbette öğretmeninin yaptığına özen gösterecek ve sigara içecek.    Refah içinde yaşamak, faydalı yeniliklerin peşinden koşabilen Büyük Türk Milletinin hakkıdır.   Yeryüzünde dolaşan hayat yolcularıyız, bu yolculuğu mümkün olduğu kadar çocuklarımızın eğitimine önem vererek mutluluk içinde geçirmeye çalışalım.    Milli duygu-düşünce, yerli sermaye tarafından üretilen ürünlerin tüketimine önem vermeyi, okula giden çocuklarına alıştırmayan ülkeler, hiç bir zaman sanayi ötesi toplum bir ülke olamazlar. Sanayi ötesi toplum olmayan bir ülkede huzur olmaz. MOT: Raf bedeli almak için, yabancı sermaye ürünlerini mağazalarında ilk sırada yer veren mağazalar zincirlerine karşı çok ama çok dikkatli olmak zorundayız.     Türk Milleti olarak, stratejik önem taşıyan bu konuların bilincinde olup, çocuklarımıza üretimi öğretip, önemini anlatmalıyız .   Okula giden çocuklarımıza kitap okumayı ve yazı yazmaya özen göstermeliyiz. Kitaplar, insanlar arasında düşünce ve bilgileri, inanç ve sanatın, değer hükümlerinin dünya ölçüsünde paylaşılmasına ve zaman içinde devamına yardım eden vasıtalardır. Kitaplar, bir milletin kültür ve ahlak değerlerini dünden bugüne taşıyan varlıklar olarak milli kültürün temel taşları ve aynı zamanda insanlığın paylaştığı ilim ve fikir dünyasına yayılan kitaplardır.   Bu nitelikleriyle kitaplar, milletlerin ve insanlığın zekasına ve kültürüne büyük etkileri bakımından medeniyetleri yayan ve tarihi yapan kuvvetlerin başında gelir.   Değerli okuyucularımız! Milli şuur, bir milletin, kendini duyması ve bilmesidir. Hem duyguya, hem de düşünceye dayanan milli şuur, bir milletin manevi kuvvetlerinden en önemlisidir. Milletlerin hayatını koruyan dört savunma hattından sonuncusu, en önemlisi milli şuurdur. İnsan uzuvyetinin akciğer, kalb ve beyin nasıl dört önemli koruganı ise, bir milletin de ordu, bağımsızlık, dil, ve milli şuur, dört büyük kalesidir.    Bir millet, ordusunu kaybedebilir. Bağımsızlığını da kaybedebilir. Fakat, dilini muhafaza ettikçe, o millet yaşıyor demektir. Dilini kaybeden bir millet ölmüş sayılır. Buna rağmen bir millet, dilini zorlayıcı sebeplerle kaybettiği halde, milli şuuruna sahipse, o millet kendisine zorla kabul ettirilen yabancı dile rağmen, gerçek kişiliğini bilir ve günün birinde bu milli şuur sayesinde, öz dilini yeniden öğrenerek gerçek benliğine döner.. Bunun en güzel örneği Lehistan Türkleridir. Türkçeyi, asırlardır unutup lehçe konuştukları halde "Türk her yerde ve her zaman Türktür."  ilkesini esas alarak Türklüklerini unutmamışlardır ve günün birinde Türkçe konuşacaklardır.   Milli şuurun uyuşuk veya uyanık olması, milletlerin yaşama kabiliyetleriyle orantılıdır.   Okula giden Türk gençliğini bilgilendirip, milli şuurun daima uyanık olması, iltimas, rüşvet ve haksızlık kalkar. Hizmeti olanların hizmeti inkar olunmaz. Tarihi şahsiyetlere gerçek değeri verilir.    Kitabın eğitim ve kültür bakımından değerini gözönünde tutan kalkınma planlarında, üstün vasıfta eserlerin hazırlanıp yayılmasına da özel bir yer verilmelidir.    Özellikle bugünün dünyasında, çağımızın istediği insan şahsiyetinin teşekkülü bakımından, kitabın değeri daha çok önem kazanmıştır. İnsanın tabiat karşısındaki gücünün temelini teşkil eden ilim ve üretim teknolojisi gibi, insanın kendisini tanıması ve geliştirmesi bakımından büyük bir kaynak olan felsefe, edebiyat ve sanat eğitimi de bir seçkinler zümresinin imtiyazı olmaktan çıkmıştır.    Milli Eğitim davasını yalnız bir okullar meselesi sayan dar görüşün ötesinde, vatandaş, her bakımdan sağlayacak bir devlet anlayışını, bütün sanayi ötesi toplum ülkelerinde olduğu gibi, Türk Milleti de benimsemiştir. Bu eğitim, Fetö gibi riyakar tarikatların zihniyetlerini taşıyanların kendi imkan ve ölçülerine bırakılmayacak bir şümul (İçine alma) ve mana taşır.    Okula giden Türk gençliğinin kabiliyetlerinin geliştirilmesini ve bütün vatandaşlarımızın faydalı kitapları okumak, bir temel kitaplığın teşkilini hedef almalıdır.   Mesleğinin yeterli bir üyesi olarak öğretmen: Görevinde başarılı olabilmesi ve üzerine düşen milli sorumlulukları yerine getirebilmesi için öğretmenin yetişme sırasında seçtiği meslekle ilgili birtakım nitelikleri kazanması şarttır.    Önce, bir orta dereceli okul öğretmeninin, kişisel ve toplumsal hayatında kendisine her zaman klavuzluk edecek ve destek olacak geniş kapsamlı bir genel eğitimden geçmesi gerekir. Böylece bir eğitim yaşantısı, öğretmene uzmanlık alanı veya alanları ile öteki öğretim alanları arasındaki ilişkileri görebilecek bir anlayış kazandırır. Genel eğitimle elde edilen seziş, algılayış ve kavrayış gücü öğretmeni, mesleğinin uyanık, akıllı ve olgun bir üyesi haline getirir.   Rehberlik, eğitim sürecinin önemli boyutlarından biridir. Hele, öğrencileri yetenek ve istidatlarına göre belli akademik ve mesleki alanlara yöneltmenin okulun başlıca görevlerinden biri olduğu düşünülürse rehberlik çalışmalarının ne kadar önem taşıdığı kolayca anlaşılır. Nitekim çocukların yöneltilmesi konusunda ortaya çıkan sorunları incelemek maksadıyla sempozyumlar ve konferanslar düzenlenmelidir.    Rehberliğin amacı, sorunlarını çözmeleri için çocuklara ve gençlere yardım etmek ve onların bu konudaki yeteneklerini arttırıcı bir ortam yaratmaktır.    Öğrenim gören çocukların, öğretmenlerin anlattığı derse ilgi gösterebilmesinin en önemli tarafı; öğretmenin sesi net olması ve daima öğrencilerine şefkat ve güleryüzle ilgi göstermelidir. Genel olarak tüm eğitim kurumlarında ders veren öğretmenlerin, dersi anlatırken Numan Aladağ'ın önerisi: "Ders verenlerin dersi anlatmaya başlamadan önce iki kesme şeker büyüklüğünde soyulmuş taze zencefil çiğneyerek yemelidir"  NOT: Zencefil tüketmeden önce, doktorun görüş ve önerilerine başvurulmalıdır.   
Ekleme Tarihi: 16 Eylül 2019 - Pazartesi
Numan Aladağ

EĞİTİM VE ÖĞRETMİN ÖNEMİ

Değerli okuyucularımız,
Site ailesi olarak, 2019, 2020 eğitim yılının, Türk gençliğine ve Türk Milletine başarılı olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyoruz.
 
Numan Aladağ diyor ki: "Çocuklar anne ve babaların müşterek eseridir." Onları evde, okulda, iyi bir şekilde terbiye emek, ahlaklı olgun birer kişi olarak topluma kazandırmak, bizim için kutsal ve şerefli bir ödevdir. Yetiştirdiğimiz çocuklarla göğsümüz kabarmalı. Onlara öyle bir terbiye verelim ki Türk olduklarını her yerde gösterebilsinler. Bundan dolayı, milletimizin ahlak anlayışını ve düşünüşünü de çocuklarımıza iyi benimsetmemiz gerekir. 
 
Dünyanın neresinde olursak olalım Türk olduğumuz göze çarpabilsin. Konuşmalarımızı düşünce ve davranışlarımızı, milletimizi ahlak anlayışına yakışabilecek şekilde olabilmesi için, okullarımızda "Türk Ahlakı" adı altında Avustralia-Silver şehri, Brokin Hil savaşında, iki kahraman Türk'ün zaferini, mükemmel tarih ders kitabı hazırlayarak okutulması, iç-dış vatan hainlerini hayal kırıklığına uğratmak yerinde olacaktır.
 
Cenab-ı Allah, Kur'an-ı Kerim de; "Sakın cahillerden olma" "Cahillerden yüz çevir" buyuruyor... bir  çok ayet ve hadis-i şerifte cehalet yerilmiş; ilim eğitimi, okuma-yazma teşvik edilerek övülmüştür. 
 
İslam dini; bir taraftan ilme, okumaya, öğrenmeye büyük önem verirken diğer taraftan da ilim öğrenmeyi kadın-erkek her Müslüman'a farz kılmıştır. Bu konuda karşılaşabilecek bütün zorluk ve meşakkatlere rağmen ilim öğrenmeyi tavsiye ederek, ilim rütbesini en büyük rütbe olarak kabul etmiştir.
 
Değerli okuyucularımız! 
Müslümanlıkla cehalet bribiriyle bağdaşmaz. Cehaletin ve geriliğin İslam dininde asla yeri yoktur. Çünkü cehalet, insanın şeref, haysiyet ve onurunu ayaklar altına düşüren en kötü sıfattır. 
 
Anne babalar, Cenab-ı Allah'ın bizlere birer emaneti olan çocuklarımız arasında yozlaşma ve kendi Milli değerlerine yabancılaşma daha fazla yaygınlaşmadan gerekli önlemleri almalıyız. 
 
Unutulmamalıdır ki yeni yetişen nesiller, milletlerin geleceği ve en önemli güç kaynağıdır. Onun içindir ki het millet, kendi geleceğini teminat altına almak, Milli ve manevi değerlerini yükseltip geliştirmek amacıyla bilgili, görgülü, çalışkan ve üreterek yerli sermayeye önem veren nesiller yetiştirmeye özen göstermektedir. Eğer yeni yetişen nesiller eğitimden ve üretimden mahrum bırakılırlarsa veya ruhunda özen gösterdiği ilgiyle eğitilmezlerse her türlü ahlaksızlıklara ve Fetö denen riyakar "İhanet şebekeleri" nin, ağlarına düşmeye müsait hale gelirler.  
 
Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın her türlü kötülüklere bulaşmaması; ailesine, vatanına, Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağına, milletine ve bütün insanlığa faydalı bireyler olarak yetişmesi, ruhunda Allah korkusu ve vatan kavramı olan herkesin en büyük arzusudur.
 
Değerli okuyucularımız!
2019, 2020 yani bir eğitim öğretim yılı başladı:
Eğitimin temeli ailede başlar; okulla ve çevreyle devam eder. Her çocuk, ailesinden, öğretmeninden, okulundan ve çevresinden aldığı bilgi ve davranışlarrının etkisi altındadır. Bu noktada, kız-erkek ayrımı yapmaksızın çocuklarımızın eğitimi için maddi-manevi bütün imkanlarımızı seferber edelim.
 
Unutmayalım! İslam'ın gayesi, insanı kemale erdirmektir. Bu da ancak nesillerimizin daima ruhunda Allah korkusu ve ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağı sevgisi ile ve iyi eğitmekle mümkündür.
 
Türküm, müslümanım ve vatanseverim diyen yöneticilerİn dikkatine:
Lafla Müslümanım, Türküm, vatanseverim demek olmaz. Örneğin; bir kişi inşaat mühendisliği diploması almış ama, sıva, kalıp, demir döşeme işlerini yapamıyor. O diploma, sadece etiket edinmekten başka bir şey olamaz. O zaman, içimizdeki Fetö gibi riyakarların, çocuklarımızı hegemonyasına almamak için, yetkililerin dikkat etmesi gerekir. 
 
Okula giden genç nesillere, özellikle domuz eti ürünlerini satan mağazalara dikkat etmeleri için uyarmalıdırlar. Bu mağaza zincirleri, anarşik-ekonomik terör oluşturmanın gizli adresi olduğunu, raf bedeli şartı ile yaptıklarını gösteriyorlar. Çocukların domuz eti ürünlerine el vermesi, haram ve mekruhtur. Çocuklarını düşünen  bu mağaza zincirlerine dikkat etmesi gerekir.
 
Eğitim nedir?
İnsanları ruhen ve bedenen terbiye etmeğe eğitim denir. Fertlerin ve toplumların huzur ve güven içinde yaşamalarında terbiyenin çok önemli ve etkili rölü vardır. Anne-baba, öğretmeninden ve çevresinden terbiye görmüş kişiler zararlı işlere daima uzak kalırlar. Böyle insanlar her zaman ve her yerde ruhunda Allah korkusunu ve vatan kavramını taşıyarak, faydalı işlerle uğraşmaktan zevk alırlar. Kendilerini ve içinde bulundukları toplumun yaşama düzenini her geçen gün iyiye doğru götürürler. Bu ahlaka sahip olanlar, yerli malını tüketmeye özen gösterirler ve ülkenin sanayi ötesi toplum olması için çalışıp üretim yaparlar.
 
Terbiye konusuna önem vermeyen kişiler ve toplumlar huzursuzluk ve kargaşalık içinde yaşamaktan kendilerini kolay kolay kurtaramazlar. Böyle bir toplumun içinde dünyanın en mükemmel kanunları ve güvenlik kuvvetleri dahi günün birinde etkisiz hale gelir. Ama insanlara (Okula giden gençlik), Allah korkusu ve vatan kavramının önemini anlatıp iyi eğitilirlerse ne adliye ne de polis-Jandarmaya ihtiyaç kalmaz. Stratejik kurumlar, düşmanlara karşı daha iyi çalışma imkanı elde etmiş olurlar.
 
Kalblere ve kafalara Allah korkusunu, milli duyguya dayanan düşünce ve davranışları aşılayıp yerleştirebilirsek işte o zaman huzur, güven ve refah içinde yaşayan bahtiyar bir Türk Milleti oluruz.
 
Numan Aladağ diyor ki: "Huzur ve güven içinde yaşamak, ilk önce karapara hareketliliği kontrol edilmelidir. Maddi-manevi konulara eşit ölçüde önem vermekle mümkündür." ve "Öğretim ve terbiye düzenine öyle bir yön verelim ki onun nimetlerinden faydalanan herkes mutlu bir hayat düzenine kavuşabilsin. Bu da öğretim ve terbiye alanında yapacağımız köklü ve çok esaslı yeniliklere ve yerli sermayeye, üretime ve riyakar olmayan vatansever işadamlarına destek olup, önem vermeye bağlıdır." 
 
Anne-baba'lar ve öğretmenler:
Bir milleti, millet olarak yaşatan ve şahsiyet sahibi yapan en esaslı unsur, Milli kültürdür. Kaynağı o milletin tarihinden, dil, din, ahlak, sanat ve geleneklerinden alan Milli kültür, Milli dayanışmanın, birlik ve beraberliğin temelidir.
 
Milli kültür, milli şuuru yaratır. Milli şuurunu kaybeden milletler, sanayi ötesi toplum olup teknik de ilerleseler dahi, benliklerini ve istiklallerini koruyamazlar.
 
Onun içindir ki, milli varlık ve istiklalimizin temeli olan kültürümüzü yaratan, şekil ve içeriği ile Türk milletine şahsiyetini kazandırmış olan fikir ve sanat eserleriyle, insanlığın müşterek malı sayılan fikir ve sana'at eserlerini çağdaş ilim ve teknolojinin değerli mahsullerini aziz Türk milletine sunmak, riyakar, çıkarcı ve vatan hainlerine karşı milli şuurumuzu canlı ve uyanık tutmamızın ilk şartıdır.
 
Netice olarak, tarihimizden kuvvet alıp geleceğe yön verecek ruhunda vatan kavramı olan, daima üretime önem veren gençlik yetiştirmede herkese büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.
 
Öğretmen ve öğrencilerin birbirlerine karşı sorumlulukları, öğrencilerin
önderi öğretmenlerdir. 
 
Okul hayatında, öğrencilerin gözü daima öğretmenlerindedir. Bundan dolayı her öğretmen konuşmasını, düşünce ve davranışlarını, temizliği, giyim ve kuşamını öğrencilerine örnek olabilecek şekilde tanzim etmelidir. Her insan öğretmen olamaz; çünkü öğretmenlik mesleğinin yükü ağırdır. Öğretmenler, milli ve dini ahlakımıza, milli menfaatlerimize, öğretmenlik mesleğinin haysiyet ve şerefine yakışmayan her türlü haram ve yasak olan ahlaksızlıklara kararşı kendilerini uzak tutmak mecburiyetindedirler.
 
Okulda öğrencilere, sigaranın, içkinin ve kapitalizmin zehiri olan içeceğin ve güneş gören pet şişelerde ki hazır suyun zararlarını anlatması gerekir. Ayrıca yerli (Milli) sermaye tarafından üretillen ürünlerin tüketilmesinin, milli bir görev olduğunu anlatmalıdır. 
 
Yerli sermaye tarafından üretilmeyen ürünlerin tüketilmesi, iç ve dış vatan haini düşmanları sevindirmek ve ekonomik bakımından güçlü kılmak demektir. Öğretmenin, öğrencilerin olduğu yerde sigara içmemeleri gerekir. Onun için, her öğretmen okul içinde ve dışında uyanık, dikkatli ve ölçülü hareket etmek zorundadır. 
 
Hepimiz aynı milletin, aynı memleketin insanlarıyız. Öğrencilerimize karşı bir anne-baba şefkatiyle ilgi göstermeliyiz. Öğrencilerin de öğretmenlerine karşı, okul içinde ve dışında, içten gelen samimiyet dolu saygı ve hürmet göstermeleri, öğrencilik ödevlerinin başında yer alır. Okul içinde ve dışında öğretmen ve öğrencilerin samimiyet ve otoriteyi beraberce yürütmeleri, çalışma ve dinlenme anlayışlarına hız ve güç kazandıracaktır.
 
Ruhunda Allah korkusu ve vatan kavramı olan herkesin müşterek amacı kendimize ve öğrencilere sorumluluk duygu ve düşüncesini kazandırmak olmalıdır.
 
Öğretmen nasıl olmalıdır?
Öğretmenlerde aranacak şartlar: Öğretmen, kesinlikle sigara içmemelidir şartı getirilmelidir. Öğretmen olabilmek için, stratejik kurumlarda görevlendirilecek elemanlarda aranan güvenlik soruşturması şartlarının aynısı öğretmenlerde de aranmalıdır. Çocuklarımızın okul hayatı boyunca öğretmenlere emanet ediliyor. Onun içindir ki, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen alımlarında stratejik önlem ve şartları esas alarak öğretmen adaylarını belirlemelidir. Kesinlikle hatır ve iltimas olmamalıdır. Bunun en önemli öreneği, bir zamanlar Fetö denen riyakar "İhanet şebekesi" ne de, dikkat edilmedi ve 15 Temmuz olaylar patlak verdi.
 
Eğer ki, iş başında ki, hükümet rahat ve huzur içerisinde görev yapmak istiyorsa o zaman, öğretmen olabilecek kişilerde ki, Milli duygu ve düşünce şartları ilk sırada yer almalıdır. Öğretmenin duygu ve düşüncesi, çocuklara anne-baba kadar etkilidir. 
 
Milli Eğitim Bakanlığına öneri: 
Öğretmen olabilmek için, kesinlikle sigara içmemelidir şartını koymalıdır. Bu şart, hem çocukların eğitimi için hem de milli ekonomi için stratejik önem taşımaktadır. Onun içindir ki, öğrenmen olan kişi, kesinlikle sigara içmemelidir. Bazı kişiler bu şart'a karşı çıkabilir ama, sigara içme yasağı, insanların iradesini kuvvetlendirerek, sigara içmekten vazgeçer. Ve bu şart, caydırıcılık için, zorlamadan çok etkili olur. Öğretmen olmak istiyorsan, sigara içmeyeceksin. Eğer öğretmen olmak istemiyorsan ve işsiz kalmak istiyorsan sigara içmeye devam et, takdir senindir. 
 
NOT: Bunun en büyük örneği: Otobüslerde sigara içme yasağıdır.
 
Numan Aladağ, Milli eğitim Bakanlığı yetkililerine diyor ki: "Bir işi yapmak isteyen bir çare bulacak. Hiç bir iş yapmak istemeyen bir bahane bulacak." seslenişini esas alarak acilen sigara içme yasağına çözüm getirmelidir. "İmam ne yaparsa, cemaat ne yapar" sözünü esas alarak, öğrenci öğretmenin sigara içtiğini görünce, öğrenci de elbette öğretmeninin yaptığına özen gösterecek ve sigara içecek. 
 
Refah içinde yaşamak, faydalı yeniliklerin peşinden koşabilen Büyük Türk Milletinin hakkıdır.
 
Yeryüzünde dolaşan hayat yolcularıyız, bu yolculuğu mümkün olduğu kadar çocuklarımızın eğitimine önem vererek mutluluk içinde geçirmeye çalışalım. 
 
Milli duygu-düşünce, yerli sermaye tarafından üretilen ürünlerin tüketimine önem vermeyi, okula giden çocuklarına alıştırmayan ülkeler, hiç bir zaman sanayi ötesi toplum bir ülke olamazlar. Sanayi ötesi toplum olmayan bir ülkede huzur olmaz.
MOT: Raf bedeli almak için, yabancı sermaye ürünlerini mağazalarında ilk sırada yer veren mağazalar zincirlerine karşı çok ama çok dikkatli olmak zorundayız.  
 
Türk Milleti olarak, stratejik önem taşıyan bu konuların bilincinde olup, çocuklarımıza üretimi öğretip, önemini anlatmalıyız .
 
Okula giden çocuklarımıza kitap okumayı ve yazı yazmaya özen göstermeliyiz. Kitaplar, insanlar arasında düşünce ve bilgileri, inanç ve sanatın, değer hükümlerinin dünya ölçüsünde paylaşılmasına ve zaman içinde devamına yardım eden vasıtalardır. Kitaplar, bir milletin kültür ve ahlak değerlerini dünden bugüne taşıyan varlıklar olarak milli kültürün temel taşları ve aynı zamanda insanlığın paylaştığı ilim ve fikir dünyasına yayılan kitaplardır.
 
Bu nitelikleriyle kitaplar, milletlerin ve insanlığın zekasına ve kültürüne büyük etkileri bakımından medeniyetleri yayan ve tarihi yapan kuvvetlerin başında gelir.
 
Değerli okuyucularımız!
Milli şuur, bir milletin, kendini duyması ve bilmesidir. Hem duyguya, hem de düşünceye dayanan milli şuur, bir milletin manevi kuvvetlerinden en önemlisidir. Milletlerin hayatını koruyan dört savunma hattından sonuncusu, en önemlisi milli şuurdur. İnsan uzuvyetinin akciğer, kalb ve beyin nasıl dört önemli koruganı ise, bir milletin de ordu, bağımsızlık, dil, ve milli şuur, dört büyük kalesidir. 
 
Bir millet, ordusunu kaybedebilir. Bağımsızlığını da kaybedebilir. Fakat, dilini muhafaza ettikçe, o millet yaşıyor demektir. Dilini kaybeden bir millet ölmüş sayılır. Buna rağmen bir millet, dilini zorlayıcı sebeplerle kaybettiği halde, milli şuuruna sahipse, o millet kendisine zorla kabul ettirilen yabancı dile rağmen, gerçek kişiliğini bilir ve günün birinde bu milli şuur sayesinde, öz dilini yeniden öğrenerek gerçek benliğine döner.. Bunun en güzel örneği Lehistan Türkleridir. Türkçeyi, asırlardır unutup lehçe konuştukları halde "Türk her yerde ve her zaman Türktür."  ilkesini esas alarak Türklüklerini unutmamışlardır ve günün birinde Türkçe konuşacaklardır.
 
Milli şuurun uyuşuk veya uyanık olması, milletlerin yaşama kabiliyetleriyle orantılıdır.
 
Okula giden Türk gençliğini bilgilendirip, milli şuurun daima uyanık olması, iltimas, rüşvet ve haksızlık kalkar. Hizmeti olanların hizmeti inkar olunmaz. Tarihi şahsiyetlere gerçek değeri verilir. 
 
Kitabın eğitim ve kültür bakımından değerini gözönünde tutan kalkınma planlarında, üstün vasıfta eserlerin hazırlanıp yayılmasına da özel bir yer verilmelidir. 
 
Özellikle bugünün dünyasında, çağımızın istediği insan şahsiyetinin teşekkülü bakımından, kitabın değeri daha çok önem kazanmıştır. İnsanın tabiat karşısındaki gücünün temelini teşkil eden ilim ve üretim teknolojisi gibi, insanın kendisini tanıması ve geliştirmesi bakımından büyük bir kaynak olan felsefe, edebiyat ve sanat eğitimi de bir seçkinler zümresinin imtiyazı olmaktan çıkmıştır. 
 
Milli Eğitim davasını yalnız bir okullar meselesi sayan dar görüşün ötesinde, vatandaş, her bakımdan sağlayacak bir devlet anlayışını, bütün sanayi ötesi toplum ülkelerinde olduğu gibi, Türk Milleti de benimsemiştir. Bu eğitim, Fetö gibi riyakar tarikatların zihniyetlerini taşıyanların kendi imkan ve ölçülerine bırakılmayacak bir şümul (İçine alma) ve mana taşır. 
 
Okula giden Türk gençliğinin kabiliyetlerinin geliştirilmesini ve bütün vatandaşlarımızın faydalı kitapları okumak, bir temel kitaplığın teşkilini hedef almalıdır.
 
Mesleğinin yeterli bir üyesi olarak öğretmen:
Görevinde başarılı olabilmesi ve üzerine düşen milli sorumlulukları yerine getirebilmesi için öğretmenin yetişme sırasında seçtiği meslekle ilgili birtakım nitelikleri kazanması şarttır. 
 
Önce, bir orta dereceli okul öğretmeninin, kişisel ve toplumsal hayatında kendisine her zaman klavuzluk edecek ve destek olacak geniş kapsamlı bir genel eğitimden geçmesi gerekir. Böylece bir eğitim yaşantısı, öğretmene uzmanlık alanı veya alanları ile öteki öğretim alanları arasındaki ilişkileri görebilecek bir anlayış kazandırır. Genel eğitimle elde edilen seziş, algılayış ve kavrayış gücü öğretmeni, mesleğinin uyanık, akıllı ve olgun bir üyesi haline getirir.
 
Rehberlik, eğitim sürecinin önemli boyutlarından biridir. Hele, öğrencileri yetenek ve istidatlarına göre belli akademik ve mesleki alanlara yöneltmenin okulun başlıca görevlerinden biri olduğu düşünülürse rehberlik çalışmalarının ne kadar önem taşıdığı kolayca anlaşılır. Nitekim çocukların yöneltilmesi konusunda ortaya çıkan sorunları incelemek maksadıyla sempozyumlar ve konferanslar düzenlenmelidir. 
 
Rehberliğin amacı, sorunlarını çözmeleri için çocuklara ve gençlere yardım etmek ve onların bu konudaki yeteneklerini arttırıcı bir ortam yaratmaktır. 
 
Öğrenim gören çocukların, öğretmenlerin anlattığı derse ilgi gösterebilmesinin en önemli tarafı; öğretmenin sesi net olması ve daima öğrencilerine şefkat ve güleryüzle ilgi göstermelidir. Genel olarak tüm eğitim kurumlarında ders veren öğretmenlerin, dersi anlatırken Numan Aladağ'ın önerisi: "Ders verenlerin dersi anlatmaya başlamadan önce iki kesme şeker büyüklüğünde soyulmuş taze zencefil çiğneyerek yemelidir" 
NOT: Zencefil tüketmeden önce, doktorun görüş ve önerilerine başvurulmalıdır. 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ipekyoluhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
( (